* Köpürür Yeşil Irmak Şiiri - Fatma Doğan

Fatma Doğan
293

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

* Köpürür Yeşil Irmak

KÖPÜRÜR YEŞİL IRMAK
Şair damarım kabardı bu zeval vaktinde
Şah damarımdan akıyor sanki gürül gürül Yeşil Irmak
Ama kararmışsa güneşim
Siyah sözler geçiyorsa bulutların hin aklından
Ve de puslu, ağlaksa gökyüzüm…
Ne desem boş
Hükmü de yoksa ince den sızan ışık hüzmelerinin
Ne yazsam o da boş,
Ruhum gelgit her defasında, şiir deltalarında
Karışır gider hepsi boz bozlak sulara…

Ama sanki bu kez daha bir başka, daha bir hırçın bakıyor
Alabora etti beni bu Yaşlı nehir …
Köpürdükçe…
Aynı gözlerin gibi yeşil…
Ne kayık, bıraktı bende de ne kürek ….
Ne de gözlerimde dalıp gittikçe boğulduğum bir yar…yüzü…
Yüreğimden sökülüp gitti huzur….
İlmik ilmik dokuduğun aşk! gibi
Afatıma dönüştü hiddetinden aşk,
Ey mekik gözlü şehir!
Ne yaptın bana?
Nasıl bir ceza düştü bahtıma, Fatıma!
Söyle de bileyim ahhh!
Yeri göğü inletmekte içimdeki ses!
Aştı beni, çıktı benden intizarım…
Erişti sanki bana yağmurun ahı
Şiir değirmenine su taşır gibi gelgit aklım ha bire
Taşar fikrimden şuurum, beyit beyit
Coşturur Yeşil ırmağı bir ağıt…
Aşığın döşünden söküp almış gibi aşkı
Yalayıp toprağın tuzunu kırbaç diliyle
Kim bilir kimlerin sevdasını yuttu da,
öğütecek un ufak, benimkini de …

Bana elemek mi düşer sisli hatıraları
Yoksa,
Yürümek mi bata çıka zamanın kumlarına meydan okuyup
Yasını mı tutsam… aşkımın…
Ya da yüreğim pas mı tutsa yine eskisi gibi… kıpkızıl
ne olacak şimdi?
Olan olmuş, giden gitmiş benden mi diyeyim?
Ne fayda verir ki bu saatten sonra dövünmek…
Ya da Boş havanda Yeşil Irmağı dövmek…

Katıp sürmüş önüne zaten beni , azgın suları
Birim pin parça…
çarpa çarpa zamanın cidarlarına, aşındı kalbim
Meskenim değil dağlar, meskûnun da değilim gönlünde ne yazık,
Bir nehir yatağı gibi uzanmışım boylu boyuna
Uzatmışım yeşil ırmağa boynumu idamlık mahkumum
Celladım ayrılık , bıçağı aşk bilenmiş suyla
Keser Biçer beni, Bir mayıs ortası
Yakmışken Kız kayası avuç içlerine çimeni kınasını
O nasıl kazımaktır, öyle söke söke yamaçlarımdan yârin kokusunu
O nasıl ağlatmaktır gelincik tarlalarını, al duvağını yırtarak
Sen Hiç helal süt emmedin mi bulutların ak memesinden
Merhametin de mi yok mu ey zalim Irmak?

Mekik gözlü şehrin gül fistanlı kızı Fatıma
Afatıma dönüştü hiddetimden aşk, bu bahar
Mayıs gözlerinde birikmiş ırmağın acımsı yeşili
Bir açsam ruhumu kendimden taşacak sel
Ben sormuyorsam sen sor bari hatrımı
Hal Hatır soracak akıl mı kaldı bende
Ben dertli, sen dertli, bilirim de
Dokunsak ağlayacak gökler… onlar bizden kederli
Kayıp gitti güneş avuçlarımızdan gurubta batarak
Sus pus ise akşamlar gece de kayıp
Dinlersen duyarsın…göğün, ayın, sessiz ahını…
İsyanı sis perde perde, gözlerinde yağmur, göz yaşı
Pusluysa hava, şuurum gelgit her defasında bu deltalarda
Şiir değirmenine akar durur aklım, sürükleyip baharı
Şah damarımda köpürür bir Yeşilırmak türküsü
Aşığın bağrından söküp aşkı
Kız kayasının avucundan gelin kınasını
Çağla gözlerinden yeşili, Fatıma!...
Ama bu defa başka…!
Afatıma dönüştü hiddetinden aşk,
Yalayıp ovaların tuzunu kırbaç diliyle
Kim bilir kimlerin sevdasını öğüttü, öğütecek yine un ufak,
Katmış Yeşil bir Irmak önüne, beni
Bekliyorum ha taştı ha taşacak,
Bekliyorum ha taştım ha taşacağım,
FATMA DOĞAN 23.05.2026/Turhal

Fatma Doğan
Kayıt Tarihi : 25.05.2026 08:11:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!