Dalları sonsuzluğa uzanan bir ağaç gölgesi, yaşam;
Yaprakları binbir ses, binbir zaman parçası.
Gövdesinde gözlerin ağlaştığı,
Dallarından sarkan "yeni dünya düzeni" meyveler...
Canıma kasteden isyan,
Cevap bulamayan dualarla çevrili bahçeler.
Kaşık ucundan ikram edilen vecizeler,
Dudakları acıtan sigaraların acı tadı,
Teselli tebessümlerinin durmak bilmeyen isyanı...
Eski bir şehrin taş duvarlarındaki devrim yazıları;
Kutsal kitabın kapağındaki eskimiş yorgunlukla, sırt sırta yürür gibi.
Sütten kesilmiş ana kuzusunu andırır, şiirden kesilmiş şair edası.
Atlas örtülere işlemişken aşkı,
İğneleri batırarak en derinlere...
Dokuduğum nar tanelerini beğenmezmiş;
Yabancılığın manasını yaşarken aynasız uykularda, doksan dokuz ismi ezberletirmiş.
Anlatayım anlatmasına; bu imanla doldurulup keskin çakılarla oyulan göğsümü,
Yıkarken balçıktan ellerimi, günahla haşır neşir olmuş komşusuz sözlerimi...
Ey dost, ben anlatabildim mi kendimi?
Kayıt Tarihi : 1.04.2026 20:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hayatın rasyonel denklemleri ile ruhun rasyonel olmayan sancıları arasında bir denge arayışı... Güneş henüz doğmadan uyanıp, eşyanın hakikatini ve kendi 'yeni dünya düzeni' meyvelerimi sorguluyorum. Bilinmeyenleri toplarken, kendimi en çok dualarda buluyorum.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!