Fransa´dan bir hanım, kızım, degişik yaşamların olduğunu iki büyükanneden, iki dünya onlar, diyor ve onlardan nasıl öğrendiğini anlatıyor:
Bizim kızımız Jil´in, birbirinden gün ve gece kadar zıt yaratılışta, iki büyükannesi var. Büyükannesinden biri, yüz ifadesinden sır vermeden onyedi ve dört kart oyununda nasıl blöf edildiğini öğretti.
Diğeri ise masayı donatırken kaşık, bıçak, çatal gibi erzakların nerelerde olabileceğini.
Biri, daha Jil üç yaşındayken kendisinden istenmediği sürece hiç bir şeyi karıştırmaması aşısını injekte ediyorken, diğeri fırın tepsisiyle
merdivenlerden nasıl kayılacağı sanatını yoğunlaştırıyordu.
İki büyükanne de dul. Biri, Eylül´den Mayıs´a kadar seyyar ev ile güneyde, bir dağ denizinde, rüzgâr yamacındaki kulübede yaşıyor,diğeri en seçkin bir mahallede bahçıvanları ile bir evde.
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




eğer yaşam dengelerini kurabilecek kadar yeterince yeterliyse kendine... sanırım Jil şanslı bu renkliliğe sahip olmakla...
yadırgamayalım ikiside lazım,donanım iyidir,burada beylik sözümü söyleyeceğim müsade ile'hayatın içerisinde herşey vardır' bir sözü daha var'akıllı insan hazırlıklı insandır' ne mutlu Jil'e
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta