Kalbine bir zamanlar sabah gibi doğuyordum.
Şimdi akşamın en erken saatiyim.
İçimdeki nergis bahçesi
susuz bırakılmış bir toprak gibi çatlıyor.
Sen fark etmiyorsun;
çünkü artık gölge vermediğim bir ağaçtım sana.
Sesin, uzaktan geçen bir tren gibi —
duyuyorum ama binemiyorum.
“Nasılsın?” diyorsun,
ben içimde devrilen bir denizi saklıyorum.
Yüzüm kıyıya vurmayan bir dalga;
gürültüsüz, iz bırakmadan dağılan.
Kanadı kırık kuş hâlâ göğe bakıyor,
uçmaktan vazgeçmediği için değil,
yere alışamadığı için.
Aynı şehirde iki mevsimiz:
sen yazın ortasında,
ben tutulmuş bir güneşin soğuğunda.
Ve içimde sürekli aynı soru
paslı bir anahtar gibi dönüyor:
Ben senin kapında mı kaldım,
yoksa sen mi içime kilitlendin?
Söyle, adamım —
en uzağın ben miyim,
yoksa mesafeyi büyüten sen misin?
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 21:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!