KIZIL ÖREN’DE YASAK OT, DOSTLUKTA KIVIM
Kırkkuyu’da Kızıl Ören, davara yasaktı. Ama ot boldu. Bozalı, her sabah keçileriyle gizlice girerdi. Helke helke süt verir, keçiler otkarı yalayıp memelerini gevşetir, oğlaklar ardın dibinde meleşirdi.
Halk şikâyet etti. Belediye başkanı Ramazan Muharrem Kormacı’yı görevlendirdi. Muharrem, yasak alanda nöbet tuttu. İlk çan sesiyle Bozalı’nın sürüsü göğsünü kabartarak girdi. Muharrem izledi. Tedirgindi. Tutuklasa dostluğu bitecekti. Tutmasa görevden düşecekti.
Sürü otladı, geri dönüş yolculuğuna çıktı. Popasta kuyusuna vardılar. Bozalı, helkeyle su çekti. Keçiler sulandı, taş saçlara serpilen tuzları yaladı. Tekelerin amuzları kabardı. Doğa, kıvım kıvım şükre durdu.
Ben bu gurbet ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Devamını Oku
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta