🎪 “KIRKKUYU’DA DÜŞEN YUMURTA”
Kırkkuyu kırında bir sabah, ardıcın tepesinden bir yumurta düştü. Ama bu sıradan bir yumurta değildi—beyinliydi. Yere çarpınca çatlamadı, bağırdı: “Ben nötr değilim, düşünebilen proteiniz!”
Muhtar korkudan tarlaya kaçtı, köyün eşeği dile geldi, “Ben zaten yıllardır şüpheleniyordum” dedi. Kahveci İrbeğem, yumurtaya çay verdi. Yumurta çayı içmedi ama bardağa bakıp ağlamaya başladı.
Derken Fadime geldi. “Yumurta düşünce ağlanmaz, kıvım çağrılır” dedi. Eline aldı yumurtayı, alnına koydu, o an gökyüzünden kel bir bulut inip Uluköy Mahallesi’ne yerleşti.
Yumurta konuşmayı kesti. Çünkü içinden bir söz çıktı: “Sadece söylenenler değil, sükût da sarar köyü.”
Ve o gün, Kırkkuyu’da hiçbir horoz ötmeye cesaret edemedi. Hiçbir bülbül ötmeye cesaret edemedi. Çekmeler sustu. Sığırkuruğu kuyruğunu indirdi. Yosunlar taşların altına saklandı. Davar gaya gölgesinde uykuya geçti
. Çünkü yumurta konuşmuştu. Ve gökyüzü onu dinliyordu
Dostlar değişiyor aldanmalar değil,
Aksimizden eser yok şimdi o sularda
Çirkin olan biziz aynalar değil...
Şerefsiz ellerin şerefe kaldırdıkları




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta