16.05.2006 tarihinde Ankara'da doğdu. Öğrenim hayatını Ankara'da sürdürdü ve sanat hayatına müzik ile başladı. Ortaokul yıllarında klasik gitar çalmayı öğrendi ve süreç içerisinde elektro gitara yöneldi. Lise yıllarına geldiğinde tiyatro oyuncusu olmak istiyordu. Bir özel tiyatroda iki yıllık bir süreyle hem tiyatro eğitimi aldı hem de çeşitli tiyatro oyunlarında oyuncu olarak rol aldı. Edebiyat ve şiire olan ilgisi lisenin ikinci sınıfını okurken başladı. Oyuncu olma hedefinden vazgeçip bir edebiyat bölümünde lisans eğitimi almaya karar verdi ...
Sessizce, sokaklarda sabah özlemi hâkim;
Uysal ve de nârin, göğe haykırmaya korkar.
Camlarda ve sâkin, yağıyor yaslı sokaklar;
Hissizce, karanlıkla serilmişti bu mevsim.
Ağlar gece vaktinde güneş arzusu içre,
İnsanlara özgür ateşin nûrunu verdin;
Haksızlığa, cahilliğe, cânîliğe karşı.
Tüm köhneliğin zulmüne isyânını ettin.
Aldın ki çelik sırtına dünyâyı ve hakkı!
Gökkubeyi sarmış elinin mûcizesinden
Kalbinde her zaman büyülenmiş hayâlini,
Geçmişte kaybedip ümidini;
Efsunlu kurtuluş ateşinden duy, düşün;
Parlak, sihirli, kırmızı hülyâlara bürün.
Kanlar içinde halk yere düşmüş, yatardı bak;
Serin dalgalar şarkı söyler sana,
Ayaklardadır şimdi hep darbeler.
Sükûnetli çarpışla ağlar bana;
Ufuktan kopan mâvi, loş nağmeler.
Deniz, dalgalar şimdi durgunlaşır;
Güz penceresinden düşüyor şehre beyaz kar,
Kaplardı siyahlıkları hülyâ seherinde;
Kaplardı şu gerçekleri güz penceresinde,
Karlar… Şu buluttan yağan hülyâ gibi ağlar…
Mâtem gecesinden yağıyor şimdi siyah kar.
Mâvi ırmak… Kenarından yeşeren çimlere ben;
Bir huzur arzulayıp da senden,
Yeşeren dalları görmek ümidiyle çöktüm.
Geziyor burda ölüm…
Gözlerinden ışıyan bir kuru mâsum yaprak;
Bir tarla, çok sıcakça vurur korku tarlaya.
Kaplar ki toz bulutları ak pak olan gölü.
Kan, ter akar ve hep dolaşır gölgeler, kara
Kurtlar gibi kaplar kurak köyü!
Bir köylü, kazmalar çakıyorken soluk yüzü;
Son anlarımın şimdi solan bahçelerinde
Gelmişti sabah rüzgarının esme zamânı
Kuşlar göçüyor bir daha hiç gelmemek üzre
Irmak yine sessiz, yine durgun, yine sâde
Yerler sarı bir örtü kuşanmış, geceler de
Gözlerle görünmez geceden korku sürünmüş.
Sessiz ölüm akşamda fısıldar ve cinâyet,
Pistten süzülür; yerde ışık kaybolur, ölmüş.
Sarkmış şatonuzdan yere damlardaki lânet,
Hollerdeki dehşet…
Hayat ağlar, su yağmurun üzgün
Gecesinden de maskesiyle akar.
Yere düşmüş, umûdu bitmiş gün…
Kara gökten su damla damla yağar.
Düşer elbet, kara kar…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!