Ev neden bu kadar sessiz!
Gün doğumuna hoş geldin diyen kuşlar,
Cırcır böcekleri,
Güneşin bekçisi horoz,
Neden sessizliğe kapılmış.
Avlu neden bu kadar ıssız,
Yapraklar dökülürdü sonbaharın rüzgârında.
Ya ben, ben.
Neden bu kadar sessizim,
Neden gülüşlerle dolu yüzüm ekşimiş,
Dalgalanan saçlarım neden bu kadar dağınık.
Ya ellerim, ellerim neden titriyor ve dizlerim neden taşımıyor benliğiyle.
Avlunun ortasında duran masa ilişti gözlerime, demliğin kenarında soğumaya yüz tutan ince belli bir fincan. ve onun sıcaklığını bekleyen kitap, bir çırpıda ulaştım masanın başına. Ellerim uysalca masanın başında gezinmeye başladı, kedinin titrek sesiyle inledim. Sanki bir rüya'dan uyanmışçasına irkildim!
Çaydanlıktan süzülen gölgemle kitabı ellerime almam bir oldu, sayfaları çevirdikçe hülyalardan geçtim, sayfalar göz çırptıkça gözlerim kitabın karakterini aradı, ama hülyalar bitti ve "son" yazan sayfayla boğuşmaya başladım...
Ellerim titredi, gözlerim doldu lakin nafile hikaye son buldu kitap bitti...
Kayıt Tarihi : 21.1.2023 20:19:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!