KIRMIZI ŞİİRLERİ

KIRMIZI ŞİİRLERİ

Yüksel Nimet Apel

Ne zaman kırmızının çalsam kapısını,
Dağda kanıyor...
Tarlada gelincik.
Ardına kadar açık yeşilin kapısı;
Tarlada bir şehit,
Türbede yeşil; huzur gibi.

..

Devamını Oku
Ali Aydın

Senin ayak basmadığın uykusuz şehirlerde,
Alnımdaki perçemler düştü ıslak kaldırımlara.
Kaç geceler kırmızı şarap şişelerine sarılarak uyudum, sen diye.
Kaç geceler başıboş bir sevdanın peşinden koştum,
Gençliğimi meleksiz şehirlerde yitirdiğimi bilmezsin.
**
Tan ağarırken tükenmişliği yaşadım sevgili,
..

Devamını Oku
Gülçin Şahin

Sabahları mis gibi kokar etraf
Neşe,mutluluk saçar
Uzanır ellerim gökyüzüne maviliği yakalar
Şiir kokar mevsimler
Aşk kokar sokaklar
Gözlerde bir tılsım var açıklanamayan
İnsanları derinden yakar
..

Devamını Oku
Hüseyin Güneş

sonuncu kışta mıyız?
adalarda çiçek açmıyor
göstermiyor güneş yüzünü...

altında gizli denizin dili çarpıyor umarsız yüzüne
kinle bilenmiş dişleriyle böğürüyor başı ağrıyan vapur
eylemde bütün gemiler
..

Devamını Oku
Mustafa Holoğlu

denizin uyku zamanında
bakirliğinde kumların
çiğ tanığı yaprakların geceye isyanında
ve gençliğimin ilkbaharında tanıdım seni
adını öğrettim rüzgarlara
beklenmedik bir zamanda
alevlenen gözlerin yangınında tutuştuk
..

Devamını Oku
Işık German Ersoy

- En büyük saray Galatasaray...Başka saray yok...

* Amigo - Sarı kırmızı *
..

Devamını Oku
Nedim Kardaş

Kırmızı bir papuç
Kaldırım kenarındaki mezarlık
Asfaltsız yollardan geçilmiş
Pişmanlık içeren bir ömürden
Kırmızı bir papuç
Kanın rengini, sabahlaştıran.

..

Devamını Oku
Metin Beyazlı

Aç kulağın dinle beni sanadır lafım
Hiç eğilip bükülmedim bellidir safım
Din ile vatanda inan yoktur insafım
Din ile vatanım benim kırmızı çizgim

Din ile vatanım benim ekmeğim aşım
Kastetse bunlara evlat ile gardaşım
..

Devamını Oku
Sinan Oğuzhan

SEVDA ÇİÇEKLERİ

Bir manzara var ki gönlümde,
En güzel desen; sevdamın çiçekleri.
Gökler ötesinde bir yerde,
Yuvarlanmış aynı badirede.
Anlatır durmadan, sevgililere
..

Devamını Oku
Osman Demircan

Öğrenci olmak kuzu kuzu okula gitmektir. Sonra sıraya girip hizaya girmektir. Saçında şu var, gözünde boya var, elbisende leke var, var oğlu var sözlerini duymaktır. Öğrenci olmak hasta kabul edilmektir. Bir muayeneden geçer gibi kontrol edilmektir. Öğrenci olmak sıraya adını yazmaktır, duvara dayanmaktır. Bütün nemli düşünceleri mendiliyle kurutmaktır. Öğrenci olmak yazıt olmaktır. Oku oğlum yaz kızım seslerini duyarak bilgilerin beyne kazınılmasına çalışılmasıdır. Öğrenci olmak adın ne olursa olsun sus soyadını taşımaktır. Ayşe Sus, Melisa Sus, Orhan Sus gibi... Öğrenci olmak gibi olmaktır. 'Oğlum niçin Ali gibi akıllı durmuyorsun? ' örneğinde olduğu gibi. Öğrencilik hiç kolay değildir bir sınıfın içinde dakikalarca konu mankeni gibi durman gerekir. Ondan sonra hoca sorar: Kızım konuyu anladın mı? Nasıl anlayayım hocam şu an mankenlik yapıyorum diyemezsin bile. Saçını başını yolarlar. Başın belaya girer yani. Öğrenci olmak bir devlete ait olmaktır. Kurallarla, kanunlarla karşılaşmaktır. Kedinin pisliğini örtmesi gibi, gizliden gizliye kopya çekmektir. Öğrenci olmak koca koca yüzler varken on almaktır. Sonra kırmızı don gibi utançtan kızarmaktır. Yani kırmızı donun utandığına ilk defa şahit olmaktır. Öğrenci olmak sağcı olmaktır, solcu olmaktır; fakat adam yerine konulmamaktır. Öğrencilik bangır bangır bağırmaktır; ses telleriyle saz çalmaktır. 'Telgrafın tellerine kuşlar mı konar. 'deyip polise sapanla taş atmaktır. 'Yürü oğlum içeri, dışarısı sana çok gelir; bak bakalım içerdeyken ziyaretine kim gelir.' şarkısını polisten duymaktır, öğrenci olmak. Öğrenci olmak, aşık olmaktır. Sevdiceğiyle okuldan kaçıp kaçamak yapmaktır. Kaçarken geride bir ajan bırakmamaktır. Çünkü Türkiye'de sevmek namus meselesidir. Sevince ne zaman meşru olmayan çocuğu doğuracak diye beklerler. Sanki sevmek anne olmak baba olmaktır. Sanki anneler babalar birbirini çok severler, yine de her gece beraber yatağa girerler. Sevmek el ele tutuşmaktır. Sevmek bulutları yatak yapmaktır. Dünyanın bütün dertlerinden oluşan bir tostu, dost ile paylaşmaktır. Öğrenci olmak dostluk kurmaktır. Bir zeytini, bir dilim ekmeği güler yüzle tatlandırıp, güle oynaya yemektir. Öğrenci olmak dert çekmektir, tarlaya bol bol patlıcan ekmektir. Her ikisi de mordur. Her ikisi de sıkma candır. Öğrenci olmak ihaneti görmektir. Cüzdanından paran çalınır, dolabından donun alınır. Bunca ihanet içinde öğrenci olmak karakol gibi sağlam durmaktır. Kimseyi suçlamamaktır. Davayı hakime bırakmaktır. Yaşamak, herkes için aynıdır. Sadece başkası olmak vardır. Başkası olmak herkesten ayrılmaktır. Öğrenci olmanın başka bir tadı vardır. Öğrenci olmak dostluğu, arkadaşlığı, aşkı doya doya yaşamaktır. Öğrenci olmak vedalaşırken utanmadan ağlamaktır. Ne utanç verici değil mi? Ağlamaktan utanır olduk, sarılmaktan utanır olduk, yan yana gelmekten utanır olduk. Öğrenci olmak, noktayla virgülü yan yana getirip, noktalı virgül yapmaktır. Ve bundan utanmamaktır. Öğrenci olmak göz önünde olmaktır. Toplumun gözü kocamandır. Hep seni gözetler ama başına bir şey gelse, bir damla kirpiklerinden yaş gelmez. Bu yüzden öğrenci olmak zavallı olmaktır. Çünkü zavallılara, ekmek verilir, yemek verilir, para verilir ama bir damla gözyaşı verilmez. Öğrenci olmak kör vicdanlara kalmaktır. Öğrenci olmak onurlu kalmayı öğrenmektir. Ve şu hayat okulunda hepimiz öğrenciyiz aslında. Her şeyi öğrendik de onurlu yaşama öğrenemedik.Onurlu yaşama konusunda hepimiz sınıfta kaldık. Ne mutlu onuruyla yaşamasını bilene. Ne mutlu ekmeğini onuruyla kazanıp, onu bir başkasıyla paylaşabilene.
..

Devamını Oku
Galip Kemali Günay

Merhaba............................mor sümbülüm................ kuşun burnu.. merhaba...........gül yaban,im........... ayrık otum........... gözümün sevinci..................gönlümün kaygısı................... merhaba.........................................merhaba.............mart................ kazma kürek yaktıran................. ay.......mart...... merhaba....... sevgilim.......... çuha çiçekleri....................merhaba...............al,ak, mor,sarı kavuniçi, pembe kırmızı arası..........düz... oyalı dantelli.................................merhaba aşk............ merhaba aşkım........................................................................................................... şiirin hikayesi............................. mart çuha... çiçeği..............kazmakürekyaktıran gillerden...............ziraialetlerdennim de ben..................çuhaya, marta özgü....................cemre havaya,suya.karaya...................................... öksüz kalmasın öteki aylar ve de çiçekler..........................söz kısası............. merhabanın öyküsü............. şair içinde....................yok yav.............. şiir içinde................... merhaba. ya da selamlar.....................................
..

Devamını Oku
Vahit Kemal Kısa

Yazık oldu bu aşka...Oysa yeni giymiştim asker gömleğimi...Yanık mektup uçlarında saçının kokusu...Barut ve tütün geleneğiydi hayalin...Şimşir bir tarak kadar d...a olamadım oyasaki...Hani 100 yıl saklanan yarin koynunda...Yazık oldu bu aşka..Edgar Allan Poe nunda dediği gibi...Deniz dibi cinleri mi kıskandı bizi....Ne büyük bir sevinçmiş varlığın...Arefe günü yastığın üstü,yoragının altına konan kırmızı ayakkabı kokusu gibi... Ey Cahit Ey Nazım...neler yaşattı size bana yaşatan da ne kadar acı bastınız şu saman kağıda...Kolaymı gidişine mor sümbüller kurutmak,kolaymı bir varmış bri yokmuşu yeni hecelerle yazmak...Yeniliği lisanın kifayetsizliğinden... Halin beş durumundan öte derbederliğinden bilinmezliğin...Ekmek arası düşlerin vardı tam orasından paylaştığın...Birde cesur yüreğin...İskoç kızları gibi tepeden örerken saçlarını, meydan okurdun ispirto rengi kaderimize de bakar bakar dalardım...Bir aşık vardı oralardan, doğduğun topraklardanda şöyle derdi '' Bu dünyaya gelen garip yolcu,gelip de dünaya meyil verdin mi? '' Evet dünyama gelen bir garip yolcuydun...gittin ben bir garip oldum...Verdiğin meyilde son yaşımı buldum... Hala tutarmı melek yıldızı.. Bir ceylan boğazlanırmı gecenin orta yerinde... Ankara'da DENEMELER 1.1.3 ANKARA V.KEMAL KISADevamını Gör.
..

Devamını Oku
Vahit Kemal Kısa

Dedim ya seni antlamak için açtım bu sayfayı...Hazırladım beynimin en gizli köşelerini...Uzayda yer almam manada yer almam anlamında gelmiyordu önceleri...Seninle kütle olmaktan çıktım...Hamdım yandım yandım...Pişmek için ne kadar acele etsede yürek çiğ tanesi kıvamında sende kaldım...Olgunlaşmak biraz da az sevmek anlamına gelecekti...kavrayamadım... Bir şehirde tanıdım seni...yokuşları dik rengi gri....Düğünlerinde türküler okunan bir şehirde...Nasır tutmuşken benliğim sen kesip attın....kızıl bşr kan boşandı topraga altındanda sen yeşerdin ilk baharda....Nasıl koşarsa kötürüm düşler ayağa kalkınca ehl-i alimin dilinde öyel koştum sana...yılların yorgunluğu vardı dizlerimde...Hamamönü dergah-ı taceddin evinde...çikolotadan düşlerdi varlığın bayram sabahları sen orada ben burada dalgalanırken derya, Konstantin şehrinde... Maviyi severdin...Mavi Anka kanatlarında bir safirdi...bazen yeşil bir ayakkabıda bazen rengarenk bir bilezikte bulurdum seni...Kubbe altında karışırdı nefesler nefeslerede... Han-ı cincide amin derdik Ezan-ı Muhammediyeye...Kuleler vardı yirmiydi sayılarıda her biri gelişini müjdelerdi müjganın...o mamur beste çalardı...beklerdi Firuze...toprak kokardı Başkent...Nisanın bereketi yağmur...yürüdün sen öylesine...bakardım ardından...Bilirdim vakti geldiğinde gidecektin...Çekecektim ardından kırmızı bir mendilinden kokunu....Yusufun zindanında kaldım gidişinle...Kıtlık oldu yüreğimde....Can taşı...Vursam bir parçanı diğerine....Çıkarmı bir kıvılcım...Başlarmı nar-ı ateş....
..

Devamını Oku
İkram Gökhan Akcebe

Birbirinden habersiz, sayısız onca kötü benlik, yeryüzünde şeytanın yoluna kırmızı halılar serip durmakta!
Bu şer ikliminden rahatsızlık duyanlar, Allah'ın Rahmetinin tecellisini kendisinden başkasında beklemekte!
..

Devamını Oku
Azer Yaran

Gece yaylı çalgılarda yaylar kendi işliyor gök kendi üflüyor nefeslile- re klavsenlerinde yıldızların mavi damlıyor ışın yağmuru dorukların sa- çaklarından ve tıkırdayan varlığın or- kestrasında vurmalıların dingin dar- beleri. Tuşlarda yıldızlar sönüyor ya- nıyor. Ve ufkun diyaframına oturtmuş nefesini engin şarkı, Hava duyumsuyor uzam düşünüyor. Ve musikinin kırmızı rüzgârı. Yıldız ışı- ğı flütlerden çağıldayan. Ağaçların gölgeleri gecenin engin partisyonuna işlenmiş siyah oyalar. Zamandır sesle- rin tartımına bu paylaştırılmış. Oysa daha sonsuzluk var yaşanacak. Mavi yağmuru yıldızların damlıyor- gece ışığı şarkı söylerse nasıl. Öz- değin tin yerinde gurubun üzerinde parçalanmış bir küpten akıyor sonsuza şarap bir violonselde - lal. Çalan- larsız çalgılar topluluğu. Ay göğün eteğinde bir damla kan - batıyor.
..

Devamını Oku
Necla Maraşlı

Bir adam çok adamdı, herkes onu bir sandı. Kalabalıktı, kalabalık. Sığamıyordu içine, zordaydı, çekemiyordu buyum dediğini kendine. Kırmızı kiremitli bir evde yaşardı. Karısı, çocukları, kendi, bir de kulağını ağrıtan eli. Bir eliyle severdi sevdiklerini, gizlice saklardı diğerini. Geceleri kendi başına kaldığında, yastığının altına alırdı, kulağını ağrıtan elini. Sabahları, fırınların vardiya kapılarından dağılan ekmek kokusunu yükleyerek ceketine, işe yürürdü, elini bağlayarak bileğine. Merhaba bahşişli sokaklardan geçerdi, caddelerde fakirleşirdi dili. O hep düşünürdü, hep elini, hep elini...
..

Devamını Oku
Hasan Kocamanoğlu

Bir yanım sarı,
Bir yanım mavi…
Yeşile dönmüşüm,
Ne var sanki…

Senin de bir yanın kırmızı
Senin de bir yanın mavi
..

Devamını Oku
Gülten Alp

Bazı kadınlar siyahı seçerler benim gibi...
Oysa ne güzel yakışır kadına kırmızı...
..

Devamını Oku
İsa Yazıcı

Ablamın arkası
Koyu kırmızı.
..

Devamını Oku
Sevinç İnce

Sen geliyor içimden
Ellerinde kırmızı güller
Güllerde dudakların yakamoz
Gözlerin yaprakların dokunuşları
Yosun kokulu,
Sözlerin türkü güllerin kokusunda
Sen geliyor içimden
..

Devamını Oku