Bugün hava kan kırmızı.
Belli ki yine sen yağacaksın,
tedirginim, olur da hazırlıksız yakalanırsam diye,
çünkü almamıştım üzerime düşlerimi.
Yağacaksan eğer,
her damlan temas edecek tenime bilirim,
benimki bir düş yangını değil
..
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? işin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil ne de ak örtüde elmaların ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? 1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin? Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad? Nazım Hikmet RAN
..
Dönüyor, dönüyor, dönüyor
Dünya hala dönüyor
Liyakat adresini bulmuyor
Bütün bunlar oluyorda
Dünya neden dönüyor
Tozpembe olmuş kırmızı çizgi
..
Ufacık bir çocukken,geleceğini nasıl elinden alındığını anlatırken gözlerinden akan yaşları saklamaya çalışan kadını dinlerken insanları böyle cehalete
sürüklüyorlar diye düşündüm.
o,zamanlar üç yaşında gazetelerin büyük harflerini heceleyerek, okumayı
başlamış.Dört yaşlarında tamamen sökmüş okumayı divanın altına girip öyle okurmuş bir sürü roman ve mizah dergileri okumuş.
En çok da Kemallettin Tuğcuyu okuyarak, ağlarmış.Duygusallık o yaşlarda başlamış onda,sanki başına gelecekleri biliyormuş gibi,okurken kitapları gözüne çok yaklaştırdığı için şaşı olmuş.Bir kaç kişi el ve ayaklarını tutarak limon sıkmışlar gözlerine düzelmiş sonra,bir sürü oyuncakları olduğu halde,
o yaşlarda kitapları tercih edermiş.
Bebeklerini öğrenci kendisi de öğretmen olur onlara okuma yazma öğretirmiş.
..
-Nasıl oldu abi
-İlk okuldu işte
Ben böyle 1.30 boylarında
sınıfın yakışıklısı
O okulun güzeli sıra arkadaşım
Fatma
..
Her kışın sonu bahar, baharın sonu yazdır
Yârim kırmızı sever, benim gülüm beyazdır
..
Gülü kırmızı diye, seni sebepsiz sevdim
Sevdanın ocağında kül olmak için evdim
..
Ah! Kırmızı Çizmeli Kadın...
Ne için bu makyaj?
Sana dokunacak hangi el için süsleniyorsun böyle?
İçimi yakıp yıkıyorsun günden güne..
Biliyorum içinden geçenleri..
Kendine ne küfürler biriktirdiğini..
Neler hissettiğini biliyorum be kadın!
..
K I R M I Z I K O K U
(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)
‘Yapacak işin yoksa git
biraz seviş! ’ Kitaptan
..
Sözlerimizin değil sessizliğimizin insafı yok...
Yazdıklarımız dan değil de sildiklerimizden kork...
Bir susarsak çok ağır susarız;
Kaldıramazsınız...
Hala duyabiliyorsanız bizi sevinin;
Taşıya bilesiniz diye ağırlığa ortak olmuşuzdur;
asıl suskunluğumuz dan kork...
..
yag yamur yag camdan bakiyor çiçekler ip atliyor kizlar basini almis gidiyor güller yag yamur yag a budane? yoksa bir renk karmasasimi? tam yedi renk kirmizi turuncu sari yesil mavi lacivert ve mor çok güzel birsey yagmurda çikar ortaya
..
akıl ve düşüncesiyle,
kim yaklaşırsa
o kırmızı çizgiye
ermiş olur
dahiliğe...
düşünce ve eylemiyle
kim basar atlarsa
..
Aşk ucunnan abdal oldum gezerem yolu siyah
Sevdiğim galbi garadır fikr-i hayalı siyah
Hak mene müyesser edif talih iğbalı siyah
Gönlüm isder elim yetmez ibrişim teli siyah
Hasretim gonca dehana can intizar kırmızı
Gene tavus nezaketli pervazı pirim yeşil
..
Bir bankta yaziyor sair kaderini.
Kirmizi semsiyeli kiz,
Nerdesin?
Bir bankta yaziliyor siirin.
Gitme dur dinle.
Bir yagmur yagiyor ki Istanbul'a...
Nasil anlatsam denizlerim dalgali.
..
hiç okunmamış çizgi romanlar dizili paslı raflarımda hiç keşfedilmemiş küçük kent kahramanları yumup gözlerimi bir maskeli baloda uyanıyorum yarı alkollü ve baş dönmeli bütün makyajlar sıvanmış yüzlere bitmez bu gece bitmez istesem de soyunup hakkını vermeliyim bu gecenin yarım bıraktığım düşlerimi giyinmeliyim üzerime bembeyaz bir soğuk geçmeli iliklerimden kulaklarımda o garip uğultular kesik kesik damla damla gözyaşlarım bozuk bir musluktan boşalan sular misali masamda ki titrek mum kadar yalnız ve korkağım duvarda ki o garip gölgeler gidişinin en küçük ispatı kan kırmızı şarabım cam bardaklarım hangisi en çok darbeyi vurur hangisi incitir beni daha çok kessem bileklerimi en damarlı yerinden ölebilir miyim gerçekten de dedim ya bitmez bu gece bitmez ne kadar istesem de birbirine bağlı hayatlar görünmez pamuk iplikleriyle
..
Sonra sen geldin, acıkmış bir kedi yavrusuydu yüreğim, doymak bilmeyen. Sonra, sonra çok geldin. Bir zaman sonra uykumuz geldi, uyuduk. Sere serpe, karnı tok, sarhoş bir aldırmazlık çökmüştü yüzümüze. Sonra yine geldin, Kızılırmak tersine tersine aktı, kirlendik, tükettik, bitirdik,kan revan içinde. Ölü baykuşlar avladı avuçlarımız. Tutmak istedik, sıkı sıkı, leşlerin boynundan, kıyamadık parçalamaya, saygılı olmak zorundaydık, altı üstü bir leş olsada. Sonra, hani ya sonra, saygıya kıydık, tokluğumuza ve birbirimize kıydık, birbirimizi vurduk.. Sonra gittin, gözlerinde mayhoş bakışlar ve umarsızlığınla gittin.....Sonra kimseyi istemedi evimin duvarları, kirecine tuz kattım, sürdüm sürdüm bütün uzuvlarıma, çıkama ki içimden ettiğimi bulayım.
Sarhoştun bakışlarıma, yürüyüşüme kurban, gözlerime her dem vurgundun. Bitişim istikrarsız, iktidarsız. Senfoniler çalıyor yüreğimde, beşinci mevsimde buluyorum gülüşünü, uzandıkça yüzüne, uzaklaşıyor sesin. Akbaba olup saldırıyorsun sonra, hadi diyorum ye, parçala, lime lime et beni.Seninle olmadı, sensiz beterim, beterden de beter. Sonra kendime bakıyor gözlerim, iğrenç bir tokat çarpıyor yüzümün ortasına, vuruyor vuruyor, vurrrrr....Misketlerimi ver diyorsun, vur...Rengarenk dağılıveriyor gözlerinin önünde, kırmızı yeşil sarı...sarı lacvert...en büyük fener diyorum cıvıtıp, bakmıyorsun suratıma, bozuyorsun oyunumu........Hadi gül, gül be bir tanem...Trenler Sincan’ a kalktı bu gece, vapurlar İstanbul’u parçalıyor bas sesiyle. Nato zirvesi hiç bu kadar memnun etmemişti beni, diyorum. Yollar kapanmış, geçit yoktu,.kaçamamıştın. Yarın kaçabileceksin, yarın gitme demiyeceğim. Misketlerimi alıp sokaklara fırlatıcaksın, çocuklara bayram olucak, bense yenilmiş olacağım..........
Bir tokat daha patladı kapı aralığından, gittin. Ağlıyamadım, gitme diyemedim, mutlu olacak mıydın yüreğinde tokatlar birikmişken, için boşalamamışken........Şimdi, kumrularda ayak seslerin, parkın ortasında bir yerlerdesin, ihtimal ki, gözlerin morarmış ağlıyamamışsın, ihtimal ki, herkesi sıraya dizmiş, slogan atıyorsun çocuklar için, analar için, mahkumlar için, bir provakötör giriyor aramıza, seviş benimle, diyor, susuyorsun........Kendin için susuyorsun.
Saçlarımı ör polis amca sallıyorum balkondan, uzan tut beni, avuçla beni yut beni, soluğum uzasın pencereden, çek aşağıya. Analar için, çocuklar için, mahkumlar için...Sonra kendim için, ne olur kendim için tutma penceremden.....Teoman çalıyor uzaklardan, açın sesini........ölmek için güzel bir gün değil.........ölemem, o yokken ölemem..........
..
Nasıldır tam tarifi
tam anlamı, bilmem.
Bana birkaç gündür bir şeyler olmakta
sarı-kırmızı...
Nedendir
kimdendir, bilmem ama
..
Uyuyup kaldığımda camları kafamı şişiren
Kırmızı şapkalı minibüsümsün benim
Eskimiş üçlü koltuğumsun
Yerleştikçe rahatlatan
Annemin nevresim kokususun sen
Kendini koklatmaktan uyku uyutmayan
Mis gibi adamın canına okuyan
..
her tarafında kırmızı kırmızı kalpler
çıplak bedenine yerleşmişler
içini açtım hepsinin teker teker
hepsi tamdı
hiçbirinde yoktu çatlak ve keder
ama bir yer vardı ki
tam sol göğsünde
..
Yağan yağmurların en yorgun yanında gülümse, damla ol düş kollarıma, yaş ol tut ağlamaklı gözlerimi. Rüzgarların ergüvan kızılına küsmüş en kırmızı yanında gülümse bahara, ben yürürken kahveye kanmış çınar yapraklarında, sen masmavi gökte ben ol buluş güneşin sarısıyla. Hani çaresizliğim dediğin, seni hüzünlere boğan günlerin var ya, gül geç, varsın hüznün kalsın tek başına, sen sevin nefes adığına, mavi göğe sapasağlam baktığına ve sevdanı alıp sol yanına, olmasa da yanında uyuduğun gecelere ve uyandığın sarı bir sabahın mis kokan aydınlığına gülümse.S.S.T.
..



