Ben seni, kalbimi kırmazsın diye sevmiştim.
Nereden bilebilirdim ki
tuzla buz edip ellerime vereceğini…
Bir tebessüm gibi duruyordun oysa avuçlarımda,
şimdi içimde kar, fırtına, boran
sessizce hüküm sürüyor.
Ve ben, sen diye
gecelerce Tanrı’ya yakardım,
adını dilimde dua saydım.
Hayalinle sardım yokluğunu.
Bilemezdim… bilemezdim.
Bir sözünle,
bir bakışınla
cennet sandığım dünyamı
yerle yeksan edeceğini.
Ve sen…
En kutsal mabedimdin benim.
Şimdi enkazının altında kaldım.
Kader dedim,
diz çökmedim…
Lakin içimde kocaman bir şehir yıkıldı.
Bütün sokaklar sensizliğe çıktı,
ve kalbim kendi küllerinde çürüdü.
Ne yapsam, hangi duayı okusam,
sesim ne Rabbime
ne de sana vardı…
Şimdi yokluğun içimde
kara delikler gibi acıyor.
Ben seni,
yaralarıma merhem sanmıştım.
Meğer zehrin en tatlısı senmişsin.
Yutulmuş bir kelime gibi…
acının hecesindeyim,
seni zikrediyorum.
Ve biliyor musun?
Sen giderken
bir çığlık kaldı,
haykıramadığım içimde.
Boğazımda parçalandı her kelime,
dilimde ağu, ıstırap, keder oldu…
Oysa
ben seni, kalbimi kırmazsın diye sevmiştim.
Nereden bilebilirdim,
nereden bilebilirdim
tuzla buz edeceğini…
Artık, kırdığın cam gibi
yüreğim paramparça…
Şimdi mutlu musun?
Mutlu musun, sevdiğim?
Kayıt Tarihi : 17.7.2025 20:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!