Kırılmış Takvimler

Mehmet Hanifi Erdinç
92

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Kırılmış Takvimler

Dağların göğsüne çöktü o dilsiz ağrı,
Gayrı ne kuşlar konar dalıma, ne de rüzgâr öper yüzümü.
Mevsimi şaşırmış bir ölüm kokusu dolanır tenimde,
Hangi yana dönsem, yüzüme çarpar o kanlı gökyüzü.
Söyleyin ey dilsiz kayalar, ey suskun nehirler,
Hangi hoyrat el kıydı o narin cana?
Hangi karanlık pusu, hangi harami uykusu,
Kopardı bu ıssız rüzgârda papatyaları?
Oysa her taç yaprağında bir masumun ahı,
Her beyazda bir yetimin sabahı vardı.

Takvimi kırılmış, faili meçhul bir bahar bu,
Güneş, utancından saklanıyor bulutların zırhına.
Dinle, kökleri sızlıyor toprağın, derinde bir sarsıntı.
Toprak küsüyor artık üzerinden geçen kirli ayaklara.
Dalından çiçek düşmüyor, bir can eksiliyor dünyadan,
Bir umut çekiliyor hayattan aklı dilsiz, faili karanlık.
Ve biz, bu dumanlı yolların yitik çocukları,
Kendi yasımıza geç kalmış, birer mecnun yolcuyuz.

Avucumuzda yarım kalmış bir türkü,
Bağrımızda hiç dinmeyen o eski yara.
Gidiyoruz işte, ardımızda talan edilmiş baharlar,
Önümüzde, sonu uçurumla mühürlenmiş bitmez gurbet.
Şimdi söyle ey mahzun bahar,
Hangi derya temizler bu birikmiş kederi?
Hangi güneş yeşertir yeniden,
Kökünden sökülüp rüzgara savrulan masum papatyaları?

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 14:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!