Kimse bilmiyor... İçinde kaç kişinin öldüğünü, kaç hayalin sessizce toprağa gömüldüğünü, kaç geceyi sabaha kadar tavana bakarak geçirdiğini. İnsan bazen öyle bir yoruluyor ki, bunu anlatacak kelime bulamıyor. Çünkü bazı yorgunluklar bedende değil, ruhta birikiyor. Uyuyorsun geçmiyor, konuşuyorsun hafiflemiyor, kalabalıklara karışıyorsun ama eksiklik peşini bırakmıyor.
Bir zamanlar her şeyin düzeleceğine inanıyordun. Bir gün her şey yoluna girecek sanıyordun. Bekledin... Sabrettin... Kırıldın ama yine de umut etmeyi bırakmadın. Sonra fark ettin ki bazı insanlar beklediklerine kavuşmuyor. Bazı hikâyeler mutlu sonla bitmiyor. Ve bazı dualar gökyüzüne çıkıp geri dönüyor.
İnsan en çok da anlaşılmadığında yoruluyor. İçinde kopan fırtınaları anlatacak bir liman bulamadığında... Herkes sesini duyarken, kimsenin seni duymadığını fark ettiğinde... Çünkü bazı insanlar konuşarak değil, susarak yardım ister. Ama kimse suskunlukların dilini bilmez. Herkes cümlelere bakar, kimse gözlerdeki yorgunluğu görmez.
Bazen pencerenin önüne geçip uzaklara dalıyorsun. Ne beklediğini sen de bilmiyorsun aslında. Belki geri gelmeyecek bir günü, belki hiç gerçekleşmeyecek bir ihtimali... İnsan bazen olmayacağını bildiği şeyleri bile özlüyor. Çünkü özlemek mantıkla ilgili değil; kalbin vazgeçemediği yerlerle ilgili.
Yaylada bir seherin serinliğinde
Avcıdan yarasını gizlercesine
Çığlıgını gömerek devrildiginde
Vuruldu ciger parem kanlar içinde




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta