Dolanır durursun kendi başına,
Kimse bakmaz olur gözün yaşına,
Her gün çok karışan olur işine,
Düşme yeter garibanı kim tanır.
Hep dalaşır durur at ile arpa,
Yolunu yokuşa sürerler sarpa,
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Gariban kulları önce Rahim Rahman ve Kerim olan Rableri tanır, görür gözetir ve emrine sadık kulları olan imkan sahibi şuurlu müslümanlara zekatlarını, sadakalarını, bağışlarını, fitrelerini, fidyelerini, ianelerini, iaşelerini, kurbanlarını ve küllü infaklarını onlara vermeyi emrederek gözettirir, tanıttırır sevdirir, himaye ettirir vesselam. Ahirette ise cennetini zengin müslümanlardan 500 yıl önce onlara bahşederek bu dünyada sınav gereği olarak sıktığı o gariban kullarını sonsuza kadar mutluluklara gark eder. Bunca azim mükafat ve güzel akıbet için birazcık sıkıntı olsa ne olur Veysel bey?
Hayırlı çalışmalar.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta