Dışarıda kilitli kapı, anahtar elde ziyan,
İçeride koca boşluk, sızlar kemiğim ayan.
Ocakta duman tütmez, renkler solmuş zamansız,
Gönlümdeki o evim, viran olup dağıldı.
Gelenler el olur artık, duvarlar soğuk, katı,
Bir yanda sönen umutlar, bir yanda hüznün tadı.
Sanki o kutsal mekân, bir masal olmuş artık,
Yuvam dediğim ocak, yer yeksana karıştı.
Bir zamanlar şen olan, şimdi sessiz bir mezar,
Duvarların dilinden, dökülür nice efkâr.
Yıkılan yuva değil, ömrüme düşen bir har,
İçimdeki sarayım, temelinden yıkıldı.
Gözümde tütse de o, en güzel eski çağlar,
Hasretin hançeriyle, içimde kanar dağlar.
Ne bir izi kalmıştır, ne yarına kalanlar,
Hayalimdeki mekân, boşluğa bırakıldı.
Yolun sonu göründü, vakitler oldu akşam,
Demli bir çay içsem de, zehirleşti her lokmam.
Keşke enkaz altında, benliğimi bıraksam,
Kurduğum o dünyam da, yer ile yeksan oldu.
Garip Murat der ki; söz bitti, gönül yorgun,
Dert deryası içinde, durulduk artık durgun.
Geriye tek bir hatıra, kaldı mahzun ve vurgun,
Taş üstünde son umut, ebediyen yok oldu.
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 02:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!