Kevser (naat) Şiiri - Mehmet Gezer 2

Mehmet Gezer 2
78

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Kevser (naat)

Varsaydım mescidi nebevinin avlusuna
Hece hece dua olup girseydim avucuna
Ebu zer gibi kokunu Ali’den alsaydım
Ayağının altında bir zerrede ben olsaydım

Baştan başa İslam beldelerini dolaşsaydım
Sana inen vahyin içinde bir nokta olsaydım
Selman gibi senin için düşseydim yollara
Özgürlüğüme kavuşsaydım senin aşkınla

Kurak gönüller senin bakışlarında filizlendi
İnsanlığa savaş açan bedbahtlar gizlendi
Getirdiğin dine amansızca savaş açıldı
İnsanlığı yerle bir eden kötülükler saçıldı

Irak, Suriye, Afganistan yerle bir oldu
Medine’den kovulan melunlar bela oldu
Mescidi aksa tar u mar Filistin yok oldu
Elma kokan kimyasallar başa bela oldu

Damla damla içseydik kevseri sözlerinden
Ashab gibi hasretle baksaydık gözlerinden
Şehitler gülümsüyor sana Hz. Yasir misali
Habeşistan’a hicret eden Caferi tayyar timsali

Nuh’un gemisi gibi bizlere ehlibeyti bıraktın
Kurtuluşa giden yolları onların ellerine verdin
Her pınardan onlarca çeşmeden bal akıttın
Cennete giden yolları sözlerinle güller serdin

Ümmeti istila eden çürümüş fikirler çoğaldı
Kuran bize yeter diyen sülükler nam saldı
Utanmadan hadisi inkâr eden kezzaplar çıktı
Ümmetin kan emen yalancılardan bıkmadı

Gönül köprüleri bu asılsız sözlerle yıkıldı
Kalp gözleri çürümüş fikirlerle körleşti
Sineler kurumuş vadilere dönüştü
Yüreğimiz senin olmayışına yenik düştü

Dine savaş açanlarla dostluklar kuruldu
Zihinler tar u mar belamlara fetva soruldu
Yahudi, Hristiyan, Putperestler dost oldu
İslam beldeleri acımasız tek tek virane oldu

İnkar eden yalancıların sözleri fetva oldu
Karga çoğalınca bülbüllerin umudu yok oldu
Korkaklar kahraman destanlar yalan oldu
Vadiler sana dil uzatan fasıklarla doldu

Nehirler kurudu gözler semaya çevrildi
Taş kalpli cahiller acımasızca sivrildi
On dört asırlık İslam güneşine iftira edildi
Mazlumu ezen zalimlere değer verildi

Hece hece adın işlenseydi kanıma damarlarıma
Çöle düşen rahmet misali dönseydim aslıma
Aydınlık bir cehreyle varsaydım huzuruna
Sahabe misali kalbim yansaydı güzel aşkına

Fırtına kopan kalplerde gemiler sahiline vardı
Senin bakışlarınla kapkaranlık sineleri yardı
Bakışlarından çiçekler filizlenir durmadan
Güneş, Ay yükselirdi mübarek Hira’dan

Sana hasret gönüller çağlayana dönüştü
Seni tanımayan simalar insanlıktan düştü
Mahrumlar sayenizde birer edip oldu
Seni görmeyen güllerde sinelerde soldu

İnsanlığa savaş açan bayraklar indirildi
Hakkın sancağını aşkla gönüllere dikildi
Karanlık cehreler senin güneşinle nurlandı
Aydınlık yüzler gökyüzüne kanatlandı

Ebu talibin sinesindeki kutlu güneş oldun
Bahira’nın gözünde kurtuluşa giden yoldun
Mahrumların bakışlarındaki rahmetsin
İsa’nın müjde verdiği peygamber Ahmet’sin

Seninle rahmet rüzgarları esti ötelerden
Kalpler hidayete vardı senin sözlerinden
Dirhem değeri olmayan beşer elmas oldu
Dizlerin önünde iman edenler yıldız oldu

Zifiri karanlık çökmüştü mahrumların alemine
Mazlumlar inliyordu ne zaman gelecek diye
Hira’dan bir rehber seslendi vahyin kalemine
Gökten rahmet iniyordu insanlık alemine

Gönüller çiçeklerle donatıldı kurak vadilerden
Kurumuş sineler yeşilleniyordu sözlerinden
Mahrumlar sonsuzluk diyarına özlem beslerken
Nebi’nin çağrısıyla İnsanlık yücelere giderken

Kalplere mühür basıldı ötelerin ötesinde
Diller hakkı haykırdı umutlu geleceklerde
Yıldızlar dökülürdü toprağın üstüne
Damla damla rahmetin serin gölgesinde

İlahi yürüyüşler yapılırdı sefa Merve’de
Yürekler çarpardı insanlığın zirvesinde
Bir haber geliyordu ötelerin ötesinde
Kelimenin içinde bir hecede ben olsaydım

Melekler saf saf dizilirdi onun önünde
Karanlık kalpler temizlenirdi ellerinde
Ordular onun tebessümüyle çıkardı yola
Bakışlarında yiğitler giderdi sağa sola

Muazzam bir ahlaka sahipti incitmiyordu
İman edenler onu canından çok seviyordu
İnsan taş ne varsa onunla selamlaşıyordu
İman etmeyenler ebediyen kaybediyordu

Kisra sarayının kuleleri bir bir devriliyordu
Hakkın kutlu sancağı gönüllere dikiliyordu
Rahip Bahir'a onu görünce hayran kaldı
Bu beklenen peygamberdir sevinçten ağladı

Bütün gözler kutlu peygambere çevrildi
Ezilenlerin sesi bütün ihtişamıyla yükseldi
Çare belliydi çaresizler asla çaresiz değildi
Ona iman edenler büyük işkencelere direndi

Yağıyordu sağanak sağanak ilahi rahmet
Vahyin ışığında gelmişti kutlu Muhammed
Yeryüzünün kurumuş nehirleri canlanıyordu
Ezilenlerin umudu göklerde kanatlanıyordu

Güneşin doğdu yer İbrahim’in makamı
Devran değişmiş zalimler kesiyordu ahkamı
İnsanlar kurtulsunlar diye açılmıştı kapılar
İlahi aşkla duruyordu Kâbe gibi yapılar

Yirmi üç yılda ay huzmesi güneş ışığı yayıldı
Muhammed’i davet kalpten kalbe yazıldı
Rahmet vadilerinde abı hayat yağıyordu
Ay ve Güneş misali peygamberi seviyordu

Karanlığın hüküm sürdüğü korkunç devirde
Çaresizlik tohumları serpilmişti Mekke’de
Kısa zamanda kurak vadiler olmuştu yeşil
İnsanlığa serdar olacak yepyeni bir nesil

Mahrumların gözleri hasretle beklemekte
İnsanlık alemi beklenen haberle sevinmekte
Kız çocukları diri diri toprağa gömülmekte
Diri diri gömülen kızların hesabı görülmekte

En zor zamanda dahi insanlara müjde verdin
Vahyin ışığında binlerce serdar yetiştirdin
İnsan sana muhtaç seni hasretle beklemekte
Kıyamete kadar mümin gönüller sevinmekte

Ezilenlerin kalplerinde hüznün yerine bayram
Vahyin ışığıyla gönüllere sunmuştu ilahi ikram
Okuma yazma bilmeyen insana ilim öğrettin
Bilenle bilmeyen bir olmaz düsturları getirdin

Mehmet Gezer 2
Kayıt Tarihi : 14.05.2022 14:39:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!