Nice kervanlar geçti şu muhabbet diyarının üzerinden. Milyonlarca kuş kanat çırpı maviliğin tenha bölgelerinde. Sürülerce al yazmalar eskitildi saçların üzerinde. Bu ne allıkki, ne güzellikki, ne dermanki eskitilmiyor yazman üzerinde. Kabe örtüsü kadar kokusu siner içime. Gönlüm, yedi defa gönlünde say etsede, bin yediler birikir içinde. Çölün kurak bölgesinde, sesine meftun, gözlerine sussuz bir ben var şu yaşamın en derinliklerinde. Beni avucunla besle. Yanaklarına düşen göz yaşlarınla gider sussuzluğumu. Sarıldığın rüzgarın kollarıyla sar beni, üryanlığa teslim etme. Hani Yakup kilometrelerce uzaktan duymuştu ya kokusunu Yusufun, sanmaki kokun yok üzerimde. Çık pencereye sol havayı ve bak kendine. Selvi boylum, beni ölümle terbiye edeceğini düşünüyorsan, etme.
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta