Konuşan kim
Bahane günü kurtarmak
Cesareti vardıysa uzaktan bakmasındı
Hele bir dokunsaydı
Hele bir görseydi
Hele bir görselerdi
Kuyu kalmadı bakılmadık
Her birinde bir parçası kaldı cananın
Her kuyuda yedi yıl oyalandı
Yedi yıl geç kaldı
Yedi başak yedi yılda yedi renk verdi
Gözümün nurusun, ağlama Yusuf’um
Naçar kaldım dizinin dibinde
Açıkta kaldım
Sırtımı yunuyor çatılardan akan kar suları
Ama soğuktan değil tutulduğum bu lerze
Gözlerine bakmaktan korktuğumdan
Suçlusu değilsin
Beni ne doğrultabilir şimdi diye
düşünerek geçirdim zamanı
Vazgeçmek yakışmazdı bana
Göz yummak ve adalete çelme takmak da
Acınmak.
“Neden ben” sorusunun saçmalığını anlatabilmek
Perdeler açılıyor kendiliğinden
Yüzüme vuruyor güneş
Şaşası dolduruyor odamı varlığının
Günaydını hak ediyor herkes
Başlıyor meydanlarda mutantan yaz şenlikleri
Kalem iştahla değiyor kağıda
İyi değilim
İnsanlar acımasın diye
saklamak işten bile değil
Kimden çekinesi
Kırılacak cam kalmadı
Çıplak ellerle toplamak var sırada
Gündüzde beyaz, sarı, mavi vardır
Gecede yıldızlar siyah ve lacivert
Kapıları yoktur gecenin, siyahı lanet değildir
Gecenin kara saçları, rüzgarla salınan
Ve kadın gözüne perde kirpikler kadar güzeldir
Gençtim hevesim vardı
Kuzey rüzgarları şamar gibi patlamıyordu yüzümde
Hırslıydım, hislerim diri delişmen..
Düşünmeyi keşfetmemin hemen ertesiydi
Ve diğer adını aşkın..
En büyük hatayı işlediğimi biliyorum
konuşmak zor
kendi sesinin yankısını duymak
bir defa iki defa
sonra içinden konuşmaya alışmak
unutarak sesleri
Bu beni kendi safında tutmanın bir yolu olmalı
Aslını soracak olursan -ki sormamanı yeğlerim-
Tüm olanların farkındayım
Bahçenin, eşiğin ve iç odanın
İkirciklerde dolaşmanı da anlıyorum
Emrine amade olduğun emrinde daima
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!