Bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken dışarıda.
Aç susuz...
Soğuktan titreyen...
Kıyametini yaşayan...
Sokak çocuklarını hiç düşündünüz mü?
Rakı masasında, kadeh tokuştururken ayyaşlığınızda.
DERT BULMUŞ BİNLERİ, İNER Mİ BİRE?
Bir garip haldeyim, sormayın n’olur.
Asla şu derdime, bulunmaz çare.
Derler ki gezenler, elbette bulur.
Bilenler söylesin, gidip o yâre.
Köşe başında oturmuş, bir dilenci.
Önünde mendili, yanında ilacı.
Beli bükülmüş, siması değişmiş ne acı.
Hem geliri yok fukara, hem de kiracı.
Yaz, kış, kar, çamur, soğuk demeden.
Avuç açar herkese, bıkmadan, utanmadan.
Dönüpte Bakma Sakın
Aldırma sen akan o göz yaşlarına
İsterse seller gibi akarsa aksın.
Ettiğin bu zulümler çok oldu ama,
Dost dediğin dost
..................................olur.
Hayata tatlı nefes
................................. solur.
Dostlarıyla hep bir
..................................olur.
Bazı gecelerde, dost hasreti çekeriz.
Bazı gecelerde, dost sohbeti özleriz.
Bazı gecelerde, yalnız olsak da yaşarız.
Belki yeri gelir, ayrılıklarla ağlarız.
Belki yeri gelir, kalplerimize gömeriz.
Ama dostlarımızı, ama dostlarımız;
Bir gün pişman olursan söylediklerine,
Nedametler içinde ettiklerine,
Ve yine çektirdiklerine,
Herşey bitmiş artık, çok geç olacak.
Seviyorum deyince, beni hep hor gördün.
DEME NE FARK EDECEK
Nedametlerle geçti, ömrün ah-vah için de,
“Ağla, sızla, pişman ol”, deme ne fark edecek.
Sorgulamak boşuna, nedenlerle niçin de,
“Ağla, sızla, pişman ol”, deme ne fark edecek.
Bakınca üst perdeden bir zengin,
Taş gibi yüreği sanki engin,
Fakiri fukarayı azarlar,
Bilerek mezarını kazarlar.
Kendi yapmış gibi caka satar,
EY SEVGİLİ...!
Ey sevgili...!
Fakir köylü kızıydın, neydi bu kuru inat.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!