Gittin…
Bir kapı kapanır gibi değil,
bir ömür içerden sürgülenir gibi gittin.
Gülüşünün ağırlığını taşıyamayan narin omuzlarınla
yine de hayata tutunursun sandılar.
Kim bilir kaç gece
sesini duymadan geçip gittiler yanından,
kaç yaranı “iyiyim” deyişinin ardında sakladın?
Kadın…
Bu dünya sana böyle mi görünürdü?
Fark edemediler mi
gözlerinin kıyısında titreşen kırılgan çığlığı?
Bak şimdi adın,
soğuk bir mermerde üşüyor.
Saçlarını okşayacak rüzgâr bile
mezarının başında utanca bürünüyor.
Sitemim sana değil aslında…
Duyamayan kulaklara,
göremeyen gözlere,
tutmayan ellere…
Ama yine de soracağım:
Neden?
Neden bir ömrü böyle eksik bıraktın?
Neden gittiğin yerde,
geride bıraktığın boşluğu düşünüp
dönmeyi seçmedin?
Keşke…
Keşke bir gece herhangi bir kapıyı çalsaydın;
bir yabancının omzuna da olsa yaslanıp
“Dayanamıyorum” deseydin.
Belki biri—kim olursa olsun—
“Geçer… yemin ederim geçer” derdi sana.
Şimdi,
arkandan savrulan cümleleri toparlayamıyorum.
Gidişin öyle derin,
öyle yaralı…
Eğer uykuya daldıysan,
orada üşüme.
Ve bil ki:
Bu dünyada tutamadığımız için seni
affetmeyeceğiz kendimizi.
Kayıt Tarihi : 3.12.2025 21:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!