Esiri olduğumuz duygular katmanında yabancılaşmak…
Evet, yabancılaşmak çok güzel bir tanım olmalı. Doğduğunda, kurdelalı bir kutu içinde takdim edilen her bir duyguya yabancılaşmak yorucu olmalı.
Belki de bunun için kutular dolusu kitaba eğilmeli insan.
Kuyudan çıkardığımız her hissi koklamak, üzerine giymek, sonra usulca çıkarmak; çıplak kalmaktan korkmadan, hissizleşmeyi sonbaharda dalından kopan bir yaprak kadar doğal karşılamak…
Siyah ve kırmızı gibi; tutkunun ve ölümün tam ortasında, ateşten korkmadan yürümek gibi.
Boğazımızdaki yumruları söküp attığımız anlarda, rüyalarımızın mavi alevden eteklerini kendimiz dikmeliyiz.
Genç şairlerle bir dut ağacı bulup gölgesine oturmalıyız. Hayat bizi yuvarlayıp götürmeden, doğruca yürümeyi öğrenmeden şiirlerimizi okumalıyız.
Son şiirini hiç yazamayacak bir şairin gözlerinde umudu seslendirmeli; belki de yalanlarıyla mutlu olanların, mehtapta öpüşen iki sevgiliyi hayal edişine alkış tutmalıyız.
Vedaları sevmeliyiz artık. Vedalar ne kutlu törenler… Vedalaştığını bilmek, ekmek kadar kutsal olmalı.
Azala azala bir ömrü bitirip yeni açan şiir günlerine uyanmalı.
İnsan kendi kavuşmalarına şahit olmalı; vedalarının da baş kahramanı. Kendi doğumunu dışarıdan izlemeli, kaybola kaybola en gizli açıklarını keşfe çıkmalı.
Âşık olduğu zaman kalbinin atışı yüzünü şenlendirmeli. Bakmalar denizinde kaybolmalı, bulunamayacak kadar derinlere inmeli.
Yaşamaya elindeki testiyi kırarak başlamalı.
Delillerini toplaya toplaya kendine varmalı insan.
Anla DespinaKayıt Tarihi : 23.07.2026 22:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!