Kendimle baş başa kaldım yine bu gece,
Duvarlar sessiz, içim gürültülü.
“İyi misin?” dedim aynadaki yüzüme,
Yüzüm cevap vermedi , sadece gözyaşı süzüldü.
Ben miyim gerçekten bu çökmüş olan?
Bir zamanlar gülümseyen, şimdi sadece susan…
Kendime bile yabancı gibiyim artık,
Bir yabancıya nasıl sarılır insan?
Sustum… ama içimde binlerce çığlık,
Adını anmıyor ama seni haykırıyor kalbim.
Bir boşlukta çırpınıyor ruhum,
Doymadığı, doyamadığı tek sevginin dibinde.
Bir hatıra bile terk etti beni dün,
Fotoğraflar silikleşti, sesin rüzgârda kayboldu.
Kendime “unut” dedim,
Ama kalbim hâlâ “o burada” diyor usulca.
Çöküş mü bu?
Yoksa yeniden doğmanın karanlık sancısı mı?
Bilmiyorum…
Ama bildiğim tek şey: artık ben ben değilim.
Kendime kızıyorum bazen,
“Sen bunu hak etmedin,” diyorum fısıltıyla.
Ama sesim bile bana inanmıyor artık,
Çünkü en büyük ihaneti, ben kendime yaptım.
Bir şairin kalbinden düşen mısrayım şimdi,
Yarısı yazılmış, yarısı silinmiş bir acı.
Ne tamamlayabiliyor beni bir hece,
Ne de silebiliyor adını bir gece.
Yalnızlık demek değilmiş tek başına kalmak,
İçinde kendini bile bulamamaktır aslında.
Ve ben o “hiç”in en orta yerindeyim,
Ne geçmişim var tutacak, ne de geleceğim saracak.
Eğer biri sorarsa beni,
“Bir zamanlar umutmuş,” derler belki.
Ama şimdi sadece sustuğum yerdeyim,
Kendime mezar kazan bir sevda gibi sessiz.
Ben kendimi çoktan uğurladım içimde.
Aşk bir yara değildi,
O yara bendim
Ve artık sadece kanıyorum… kendime.
İçimde kırılmış saatler var şimdi,
Zaman yürümüyor, sadece sürünüyor.
Her dakika geçmişe batıyor,
Her saniye seni anıyor.
Beni ben yapan neydi eskiden?
Bir tebessüm, bir bakış, bir şarkı belki.
Şimdi…
Kendimle konuşuyorum, cevapsız kalıyorum.
Karanlığa anlattım seni dün gece,
Hiç yargılamadı beni, sessizce dinledi.
Işık her zaman iyi gelmiyor insana,
Bazı yaralar loşta daha az kanıyor.
Kapılar açılmıyor artık içimde,
Her adım, kendime attığım bir darbe.
Dışarıda hayat akıyor belki,
Ama ben içimde hâlâ donmuş bir nehirim.
Kalbimden taşan neyse,
Duygusuz dudaklarıma uğramadan dökülüyor.
Ve o gözyaşları…
Hiçbir tanesi seni yıkamıyor içimden.
Bir gün beni bir kitapta bulursan,
Bil ki oradaki ben, senden kalan.
Her harf, senin yokluğunda büyümüş,
Her sayfa, sana yazılmış bir suskunluk.
Ben seni unutmamak için değil,
Seni unutamamak için yazıyorum.
Her şiir, kendime yazdığım bir ağıt,
Ve sen, o ağıtta hâlâ başrolsün.
Kim bilir, belki bir gün gülerim yine,
Ama o gülüş bile eksik olur senden.
Çünkü sen gittin ya bir kere,
Bende kalan her şey de sende kaldı zaten.
Yine kendime sarıldım bu gece,
Ve kendime “geçecek” dedim , inanmadım.
Çünkü bazı acılar iyileşmez,
Sadece sessizleşir… derinleşir… görünmez olur.
Ve şimdi…
Bu şiiri kimseye değil, kendime okuyorum.
Çünkü en büyük yıkımı dışarısı değil,
Ben kendi içimde yaşadım.
Ve oradan hâlâ çıkamıyorum.
Kayıt Tarihi : 12.6.2025 02:06:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!