İçimde bazen öyle bir sessizlik oluyor ki,
dışarıdan bakıldığında her şey normal sanılıyor.
Ama ben biliyorum...
O sessizlik, aslında fırtınadan hemen önceki durgunluk.
Kendimle konuşurken bile bazen susuyorum.
Çünkü zihnim, yorgun bir savaş alanı gibi —
geçmişin yankıları, geleceğin korkuları ve bugünün ağırlığı birbirine karışıyor.
Bir düşünceye takılıyorum, sonra fark ediyorum…
aynı acıyı defalarca yaşamışım,
aynı hatayı yeniden sevmişim,
aynı insanı başka yüzlerde aramışım.
Zihin bazen öyle oyunlar oynar ki,
düşüncelerine yenildiğini bile fark etmezsin.
Unutmaya çalıştıkça daha çok hatırlarsın,
çünkü zihin acıyı bile tutunacak bir şey sanır.
Ve o zaman anlıyorsun;
iyileşmek unutmaktan değil, kabullenmekten geçiyor.
Kendini görmeden kimse seni göremez.
Bir başkasının seni anlamasını beklersin,
ama sen bile kendini anlamıyorsundur.
Bir gün aynada gözlerinin içine bakarsın ve sorarsın:
“Ben kimim?”
İşte o an, kırılma noktasıdır.
Çünkü cevaplar sustuğunda, farkındalık başlar.
Ben sustum.
Yoruldum.
Ve sustukça içimde büyüdüm.
Kimse beni benim kadar anlayamadı,
çünkü ben bile bazen kendime yabancıydım.
Ama sonunda fark ettim;
kimse beni kurtarmayacak,
çünkü o gücü sadece ben taşıyorum.
Kayıt Tarihi : 4.11.2025 23:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!