Ben dışarıda neşe saçarken insanlara,
İçimde kendi mezarımı kazıyordum
Sessizce.
Kimse duymadı kazma ve küreğin sesini;
Toprak bile şaşırdı bu kadar sükûnete.
Ne kanadı kırık bir serçeydim
Acınacak kadar zavallı,
Ne de gökyüzünü kendine yurt bilen
Özgür bir güvercin.
Ben arada kaldım;
Yere ait, göğe yabancı.
Zümrüdüanka olmak zorunda kaldım,
İsteyerek değil;
Yaşamak başka çare bırakmadığı için.
Kaç kez yandım,
Kaç kez topladım avuçlarıma küllerimi,
Artık saymayı bıraktım.
Yağmurların ardından körelen duygularım,
Gece meltemiyle savrulan hayallerim,
Tomurcuklarda saklı umutlarım…
Her düşüşte dizlerimi kanatıp,
Yine de ayağa kalktım.
Her ölümümde biraz daha öğrendim
Susmayı,
Gülerek saklamayı kanayan yerlerimi.
Her dirilişimde
Bir parçam eksik kaldı aynada,
Bir parçam daha sertleşti hayata karşı.
Kaç kez kendi mezarımı kazdım, bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Kefenimi başkasına biçtirmedim.
İpliğini acılarımdan eğirdim,
Dikişlerini sabrımla attım
Kendi ellerimle.
Ama bu,
Defalarca ölmeyi göze almış bir ruhun
İnatla hayatta kalma mücadelesidir.
Her düşüşte dizlerini kanatıp,
Yine de ayağa kalkan
Bir inadın adıdır bu.
Veda bir türkü oldu dilimde,
Feryadım rüzgâra karıştı,
Virane köşelerde yüreğim parçalandı;
Ama hâlâ ayaktayım.
Ve ben hâlâ buradaysam,
Bu küllerden değil.
Bu hayatta bir sorumluluğum olduğunu bildiğim için;
Adlarını kalbimde taşıdığım çocuklarım var.
Yarım bıraksaydım,
Onların gözleri bana sorardı:
“Anne, neden vazgeçtin?”
İşte bu ateş
Beni ayakta tutan tek cevaptır.
Yaşamak buysa,
Sabahın kırağısına, gökteki yıldızlara tutunmak,
Sıcacık bir gülüşe hasret kalsam da
Nefes almaya devam etmektir
Kayıt Tarihi : 5.1.2026 14:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!