Güneş bize küsmüs gidiyor
Esen rüzgar vururken göğsüme
Karanlık çöktü o an üzerime
Her yerde bir sessizlik herkesde bir hüzün
Gözümün önüne geldi senin o gülücüğün
Açtım ki gözlerimi
Güneş ilimdir, güneş fendir bilene
Dengede tutar, dünyayı ayı çevresinde
Kuvvet unsurudur, canlı cansız herkese
Pırıltısı yeryüzüne değdikçe
Su ile birleşen kuru toprağa
Hayat verir, yön verir yeni güzelliklere
Güneşin gezegenleri gibi olduk
Aynı çatı altında
Ayrı dünyaları yaşıyor olduk
Eğer güneş göstermezse nurunu
Hep karanlık dünyaların, karanlık insanı olduk
Korktuk kendimizden
Karanlıklar sarmış dört bir yanımı
Düştüğüm kasvetten kaçmak
isterim
Akılsız beyinler sıkar canımı
Seherde doğacak güneş isterim
Gün geçtikçe hayat zalim oluyor
Güneş doğsa kara günler batacak
Yürek yakan hemen ordan bakıyor
Çektirenler bir gün sizde yanacak
Dost elinden acı zehir içmişiz
Gün güzele âşıktır, güzel de bir güle
Nasıl aşık olmasın yüreğe düşmüş bir kere,
Her baktığı yerde görürse “O”nu
*
Gören, duyan dönüp bir daha bakıyor
Yazık! Mecnun olmuş, şaşırmış diyor
Günlerce üzüldü kendinden geçti
Senin derdin nedir diyen olmadı
Boynuna ip taktı ölümü seçti
Senin halin nedir diyen olmadı
Günlerce ağladı derdine yandı
Günlerdir susmayı dener dururum
Ağzım nehir gibi coştukça coşar
Yüreğime her gün durmaz vururum
Yemin ettim dilim sustukça susar
Bir lokma ekmeğin derdi büyüktür
Anadan çocuktan yardan uzakta
Karlı dağlar aşan gönül üzgündür
Anadan çocuktan yardan uzakta
Dağların içinden deniz görünmez
Gürpınar başından berrak su akar
İçerken gönlüme ateşler koydun
Alev alev yanarken pıranga takar
Yüreğimi alıp korlara koydun
Rüya mı gerçek mi bilmeden geçti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!