Üç beş tatlı sözle, konuşursan insana
Kanıp gider onlar, söylediğin yalana
İnsan soyulur da, benzerse o soğana
Boşa gözyaşı döker, nice zaman sonra
Üç beş kelam ederse, birazcık dininden
Ben yanarken duman başımda oynar
Görenler sanıyor keyfe dalmışım
Kalemim titrerken harflerim kayar
Sevdiğim orada yalınız kalmış
Gök delindi yağmur yağıyor sandım
Özümün içinde özlemim sana
Yüreğin içinde yangını sorsan
Fırtına boranı zararsız bana
Sen gittin gideli yangını sorsan
Dumanı çıkmayan ateşim başta
Yanındaki sevgiliyi görmeyen
Uzaktaki güzellere el sallar
Derdin ile dertleneni bilmeyen
Selam veren dostlarına hep hırlar
Dost ararken gerçek dostu itiyor
Yaşadığım dünyanın zindan olacağını düşünürken
Gördüğüm güzelliklerle kendime geldim
Her güzellikler, bir bir sıraya girmişti sanki
Baktıkça sevmeyi
Sevdikçe gülmeyi öğretti bana
Hatta şu zalimlerin zalimliğine rağmen
Beni benden alıp ömrümü yiyen
Ellere güldürdün yaşarken öldüm
Ateşler içinde karalar giyen
Gülmeyi unuttum yaşarken öldüm
Zevki sefa haram oldu yıllardır
Niye derler, bunlar yaşlanmış diye
Kalp yorulup, baş düşmeyince yere
Başlar eğik, dertler çoğalsa bile
Yaşlanmak elde mi? bilse herkes de
Acı keder katar katar dizilir
Baktım sana hazırlıklar başlamış
Vakit gelmiş, gidiyorsun o yola
Dön bak hele heybende de ne varmış
Yarar mı hiç vardığında orada
Yaşarken düştün, dünyanın derdine
Bak semaya, ne görürsün orada
Bir güneşi, bir yıldızı bir de ay
Pırıl pırıl parlıyorlar orada
Nurunu da nerden alır bilmezsen
Boşa geçen şu ömrüne vay ha vay
Mihraba minbere çıksan da her gün
Doğruyu demezsen vebal sendedir
Parasızlar gelir beş vakit her gün
Paralı gelmezse vebal kimdedir
Makamın geçerli öyle bir yer ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!