Kaygıyla baş etmenin yolu onu yok etmeye çalışmak değil, onunla sağlıklı bir ilişki kurabilmektir.
Çünkü bastırılan her duygu, başka bir yerden sesini yükseltir.
Öncelikle kaygıyı “düşman” değil, bir “uyarı sistemi” olarak görmek gerekir. Beden ve zihin, olası risklere karşı seni korumaya çalışır. Ancak bu sistem fazla hassaslaştığında, olmayan tehlikeleri de varmış gibi gösterir. İşte burada denge önem kazanır.
Zihninde yükselen kaygı dalgasını fark ettiğinde onu hemen büyütmek yerine, sadece adını koymak işe yarar: “Şu an kaygı hissediyorum.” Bu basit fark ediş, duyguyla arana küçük bir mesafe koyar. O mesafe, kontrolü yeniden kazanmanın ilk adımıdır.
Sonra dikkat “ya geçmiş ya gelecek” döngüsünden çekilip “şimdi”ye getirilmelidir. Şu an gerçekten ne oluyor? Şu anda somut olarak tehdit eden ne var? Çoğu zaman cevap şudur: sadece düşünceler.
Zihin çoğu zaman senaryo üretir.
Bu senaryoların hepsini gerçek kabul etmek, kaygıyı büyütür.
Burada yapılabilecek en önemli şey, her düşünceyi mutlak doğru gibi değil, “bir ihtimal” gibi görmektir. İhtimaller yönetilir, ama insanı esir almaz.
Bedensel taraf da ihmal edilmemelidir.
Düzenli uyku, hareket, nefesin farkında olmak, sinir sistemini dengeye getirir.
Kaygı yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bedensel bir durumdur; bu yüzden bedene iyi bakmak zihni de sakinleştirir.
Bir diğer önemli nokta, kontrol edilemeyeni bırakabilmektir. Hayatın her alanı planlanamaz, her yol güvence altına alınamaz.
Kontrol etmeye çalıştıkça daralan alan, bırakıldıkça genişler. Bu genişlikte insan yeniden nefes alır.
Küçük ama somut adımlar da kaygıyı zayıflatır.
Büyük gelecek senaryoları yerine bugünün yapılabilir parçalarına odaklanmak, zihni “felaket senaryosu” üretiminden çıkarır.
Bugün atılan küçük bir adım, yarının belirsizliğini azaltır.
Ve belki en önemlisi: kendine karşı sert değil, açık ve dürüst bir dil kullanmak.
Kaygı geldiğinde onu bastırmak yerine, onun ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmak…
Bazen korumaya, bazen hazırlamaya, bazen de sadece fark edilmeye ihtiyaç duyar.
Sonuçta kaygı tamamen yok edilmesi gereken bir şey değil; yönetilmesi, anlaşılması ve yerini dengeye bırakması gereken bir duygudur.
İnsan, kaygıyı susturdukça değil, onunla doğru bir mesafeyi kurdukça özgürleşir.
Kemal Tekir
Halkın sesi
Kayıt Tarihi : 7.05.2026 21:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!