Kavuşsaydık Ne Olurdu?
Düşünüyorum bazen.
Ya o gün, o an, o mesafe olmasaydı…
ya zaman inat etmeseydi,
ya yollar uzamasaydı,
ya hayat aramıza o görünmez duvarları koymasaydı…
Ya kavuşsaydık?
Özlem bu kadar büyür müydü içimde?
Yoksa kalbim, yıllardır taşıdığı o ağırlığı
usulca bir yere bırakır mıydı?
Çünkü özlemek ateşse,
kavuşmak kül değildir.
Kavuşmak…
yanmanın bittiği yer değil,
alevin yuva bulduğu yerdir.
Hayal ediyorum.
Kapı çalıyor.
Ne mucize var, ne film sahnesi.
Sadece sen varsın.
Gerçek.
Yakın.
Dokunulabilir.
Özlemin bütün o büyüttüğü sahneler
bir anda küçülüyor.
Çünkü hayal, gerçeğin yanında hep biraz çocuk kalır.
Sana bakıyorum.
Aylardır kurduğum cümleler yok oluyor.
İnsan kavuşunca konuşmazmış meğer.
Sadece bakarmış.
Çünkü gözler, özlemin tuttuğu bütün notları ezbere bilirmiş.
Kavuşsaydık…
belki ilk gün hiçbir şey söylemezdik.
Sessizlik olurdu aramızda
ama o eski yalnız sessizlik değil —
iki kalbin aynı odada attığı sessizlik.
Aynı koltukta oturmak,
aynı bardaktan su içmek,
aynı pencereden dışarı bakmak…
Dünyanın en sıradan şeyleri
birden mucizeye dönüşürdü.
Çünkü özlem,
insana varlığı fark etmeyi öğretir.
Kavuşan insan,
en çok “nihayet” kelimesini içinden söyler.
Belki tartışırdık bile.
İki insan yan yana gelince
kusurlar da gelir çünkü.
Gitmek bir seçenek olmazdı.
Özlerken insan hep kaybetmekten korkar.
Kavuşunca korku yer değiştirir —
“Kaybetmeyelim” olur.
Sevgiyi büyütür.
Çünkü artık hayal değil, sorumluluk vardır.
Bir akşam yürüyüşe çıkardık belki.
Soğuk olurdu hava.
Ellerin cebinde, benim omzumda.
O an anlardım:
Özlemek, sevgiyi öğretmiş.
Kavuşmak, sevgiyi yaşatıyor.
Çünkü uzaktan sevmek sabır ister,
yakından sevmek emek.
Kavuşsaydık, özlem tamamen bitmezdi.
Sadece şekil değiştirirdi.
Yanımda otururken yüzüne bakıp
şunu düşünürdüm belki:
“Bir gün yine özler miyim seni?”
Çünkü insan, çok sevdiğini kaybetme ihtimalini
tam mutlu olduğu an düşünür.
Belki de aşk budur:
Varken de kıymet bilmek,
yokken de değerini
Eğer kavuşsaydık
belki daha az yazardım.
Daha az gece uyanırdım.
Daha az iç sesim olurdu.
Daha çok “biz” derdim.
Daha çok “gel” derdim.
Daha çok “kal” derdim.
Çünkü özlem kelime üretir,
kavuşmak hayat üretir.
Ben seni özleyerek sevdim.
Eğer kavuşsaydık,
seni yaşayarak severdim.
Özlemek kalbimi doldurdu.
Kavuşmak, kalbimi dinlendirirdi.
Belki daha sakin bir mutluluk olurdu.
Daha az yangın,
daha çok umut.
“Hangisi daha büyük?”
Cevap yok.
Çünkü biri sevgiyi büyütüyor,
diğeri sevgiyi sürdürüyor.
Eğer bir gün kapı çalarsa,
ve sen gerçekten karşımda durursan,
Ben sana şunu demem:
“Seni ne kadar çok özledim.”
Sadece şunu derim:
“Gel.
Bu sefer hiçbir yere gitmeyelim.”
Hüseyin Erdinç
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 20:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)