Kaşık Düşmanı [öykü] Şiiri - Belgin Sönmez

Belgin Sönmez
12

ŞİİR


17

TAKİPÇİ

Kaşık Düşmanı [öykü]


İzmirde bit pazarında bir sıcak temmuz sabahı..Pazarlık kızıştıkça kızışır bazen,altı üstü iki tesbih veya yabancı uyruklu birilerinin satmaya çalıştığı az kullanılmış bir kaç kıyafet..
Basmane taraflarında her kesimden insan bulunur elbet, ama bit pazarının değişmez müdavimleri bir kaç antika müptelasıcı dışında, genelde hep fakir fukaradır.. pansiyon parası bulamadığında sokaklarda yatan Sadullah arkadaşlarının onca ısrarına rağmen neden Güney Doğudaki baba ocağına dönmediğini ar edip söylememişti bir türlü.Hakkı baba ufak dükkanının yan tarafına Sadullahın beyaz olma özelliğini çoktan kaybederek kirden gümüşi olmuş, ufak bez parçasını yayıp üzerine bit pazarı sakinlerinin acıyıp satması için verdiği bir kaç çakmak ve iki kırık duvar saatini ihtimamla sıralayışına acıyarak baktı....:Oğlum ne yapıyorsun yine kendi kendine,Sadullah yılgıyla mırıldandı..:Neydem dayı görirsen halı ahvalı,
Hakkı baba onun bu umursamazlığına daha bir sinirlendi..:Kaç kere aramızda para topladık, memlekete gidiyorum dedin, bizi kandırdın, daha ne cehenneme buralarda sürünüyorsun de hadi git artık..Sadullah cevap vermedi..Önüne bakıyordu.
Dükkanlar yavaş, yavaş, açılmaya başlamıştı.. Karşıdan saatçi Arap Hüseyin bağırdı:Yahu getmez o kardaş getmez, diline yazık,babası eve kadın getirmiş üvey annesi bunu istemezimiş,size söylemezde utanır..Hakkı baba başını iki yana sallarken, yanı başında tepsisiyle sırıtan çaycı Mardin'li Feti belirdi:Çay birrrrr Hakkı dayı vereyimmi..? Hakkı yan gözle yere oturmuş önüne bakan Sadullaha içi sızlayarak baktı..
:İki olsun şunada ver benden.. Sadullah başını kaldırıp ufak kahverengi gözlerini kısarak minnetle orta yaşlı adama gülümsedi..Hakkı baba delikanlının gözlerindeki acıyı ızdırabı gördü o an, yitilmişliği birde kimsesizliği..Parası olmayanların horlanışını itibarsızlığını.. Birden sandalyeden kalkıp delikanlıyı elinden tuttu..:Kalk oğlum, bak bunu hep yapıyorsun, yere oturma, sarhoşu var, hapçısı var, yerlere gece yarısından sonra gizlice hacet gidereni var koca şehir... Köşedeki arkalıksız iki iskemlenin birine kolunu tutarak zorla oturturken, kahverengi saçlarının aralarındaki kirleri gördü.delikanlının..Kendi oğlu geldi aklına,onca ihtimam sevgi tek oğlumuz diye karısıyla sevgi adam olana verildikçe adamlaştırır insan olmayanıda dahada şımartıyordu.. Semih her dediği oluna oluna en ufak isteği yerine gelmesin çalmayada başlamıştı..Ne annesinin nede kendinin oğullarına verdiği nasihat dayak kar etmemişti.. Yazıkki son yıllarda babasının dükkanındaki antika tepsileri çalıp sattığıyla yetinmemiş, arkadaşının gümüşçü dükkanınada girmişti..Uyuşturucu müptelasıydı kötü arkadaş kurbanı biricik oğulları Semih.. Evlatta olsa bazen insanın başına bela kesilebiliyordu.. Böyle bir imtihan dünyası..
Bu yetmemişti ama hapise girmeden kaçırdığı roman kızıda başlarına bırakmıştı.. Kira evinde orta yaşlı karısıyla,beraber birde bu saf yetim kız...:Hayırsız evlat ettikleri yetmedi birde bu kaşık düşmanını kodu getti, derdi Saniye kadın.. Böyle hayırsız evladın toprak başına....
Sadullah Hakkının ısmarladığı çayı içince biraz canlanır gibi oldu sanki..Hakkı baba usulca kulağına eğildi..:Açmısın..?Sadullah tokum diyemedi utanmasını yenemeyerek kıpkırmızı olurken.. :Hııııı.! ! :Oğlum sen delimisin, aç durulurmu...Sadullah kurumuş mor dudaklarını gererek gülümsedi..:Aha şunları bi sataydım, ekmek param çıkardı..
İyice sinirlendi orta yaşlı antikacı.:Kim alır bunları be oğlum delimisin nesin..? :Ne diysen dayı kimse almazmıki? ..Hakkı göğüs geçirdi..:Ulan koca dükkan, kaç kişi alış veriş ediyorki bütün gün benden.. Herifler üç beş kuruşluk mal alıyor, oda pazarlık yapa, yapa, onun bunun acıyıp verdiği iki kıçı kırık saati, o hödük çakmakları kim alacak senden avanak...Sadullah kirli saçlarını karıştırdı o beyaz ellerinin üstü yol yol kararmıştı..Hakkı Dayı dedi bak kalbimi kıriysen ha ekmek vermişsin çay söylemişsin sağol ama bak incitiysen beni....
Elini tersler gibi yaparak homurdandı Hakkı..:Len git başlatma kalbinden, şuradan iki boyoz alayımda, Allah rızası için zıkkımlan...İnsan kalabalıkları çoğalmaya başlamıştı bit pazarında, ne acıdırki büyük şehirlerde giyim kuşam ucuz olduğu halde, kıyafeti bile buralardan alıp giyinen garipler vardır..Ana yoldan bir birinden lüks arabaların içinden görünen insan kafaları, bit pazarına açılan o dar yola başını çevirip bakmaya bile gerek duymazken,bazı fukaraların sevgi yolu gibidir o dar köhne yol..
Hakkı öğleden sonra iki antika tepsi, bir kaç kehribar tesbih satmıştı, arkasından kenarda iki aydır satılmayan çelloyada müşteri çıkınca kır bıyıklarının altındaki ince ağzı sevinçten yayıldı ve akşama kadarda öyle kaldı..
Akşam üzeri daha bir şenlikli olur bit pazarı.. Rahmi dayı karısıyla birlikte Hatay taraflarındaki çöplerden topladığı, elit tabakanın az giyilmiş ve parfüm kokan kıyafetlerini seyyar satıcılara okutmaya çalışır ve dakikalarca yapılan pazarlıktan sonra orta yol hep bulunur..
Göçmen Sadi dede yine ortalıkta dolaşıyor ucuz antika saat arıyordu..Bazen Hakkı babaya ihtiyar karısının yaptığı boşnak böreğinden getirirdi..Denizin serinliği nemli havası Alsancak taraflarından ta buralara kadar geliyordu.. Sadullah iğreti tezgahının önünden ayağa kalkıp Hakkının dükkanına doğru bir kaç adım attı..:Dayıııı be ..Hakkı gülümsedi :Ne var Sadullah...Çocuk kadar kalmıştı delikanlı fakirlik ve bakımsızlıktan..:Haydi gene iyisen ha, yolunu buldun...Ağzındaki sigaradan bir iki nefes çekti dumanın acıttığı gözlerini kısarak delikanlıya baktı..:Ya sen, bir şey satabildinmi..?
Sorduğu sorunun umarsız bir cevabı olacağını oda biliyordu aslında.. Dükkanın önünde ayaklarını uzatıp oturduğu antika kanapeden kalkıp, Sadullahın hiç satamadığı bir kaç hurdanın sıralandığı komik sergisine eğilip acıyarak baktı...''Eeeee ne olacak şimdi yani bu gecedemi sokakta yatacaksın.? .Serginin kenarına çökerek iki elini kavuşturdu Sadullah.''Ya nedem dayı, aha göriysin üç kuruş karım yoktur...
Hakkı saat ona doğru kapının önündeki antika kilimi, bir kaç ıbrığı içeri taşıdı nefes darlığı bir yandan..Sağa sola baktı Sadullah'ta sergiside meydanda yoktu..
Oysa karısı kaç kere:İçme herif şu sigara zıkkımını, demişti..:Hayırsız oğlan hapiste yatıyor, bu kimsesiz avare kızıda kaçırdı getirdi,üstelik yüklüdür, ben bu kaşık düşmanıyla ne yaparım sana bir şey olursa:.! !
Oysa Hakkı baba karısındanda bıkmıştı her şeyi gizlemesinden aptalca sorularından geçen günde cebinden para çaldığını anlayınca bu eli uzunluğun oğluna annesinden geçtiğini düşündü ama kadının yüzünede vurmadı..Bu olaydan sonra evden kadından epey soğumuştu. ..
Etraf iyice tenhalaşınca, dükkanının kapısını dikkatlice kilitledikten sonra, eli cebinde yürümeye başladı.. İşte karşıda otobüs durağı, bu gece nasılda canı sıkılıyordu..:O zırtaboz Semihe tabi, dedi..:Varı, yoğu yedi, çaldı çırptı şimdide hapishanede harçlık bekliyor benden..Dükkanın kirası bir yandan....:Allah kimseye hayırsız evlat vermesin, bir tane ama, bin taneye bedel....Sağ taraftan kır saçlarını yalayan ılık rüzgar hoşuna gitti birden..Egenin imbatı meşhurdur yaz, kış.. Dertlerini biraz unutur gibi oldu, aslında evede hiç gitmek istemiyordu.. Gelini hizmetlerini görüyordu, oğlundan daha saygılıydı,kendileriyle birlikte kocasının gelecek sene hapisten çıkmasını bekliyorlardı,ama Hakkı eve gitmek, kimsenin yüzünü görmek istemiyordu bu gece..
Başını iki yana salladı''Ruh sağlığımı bozdular arkadaş bir yığın dengesiz başımda''..Tekrar içi sıkıldı, tam karşıya otobüs duraklarının olduğu yere geçecektiki, köşede bir bankanın önündeki merdiven basamağına büzülmüş oturan ufak bir karaltı gördü, eğildi:Sadullah oğlum senmisin..? :He dayı benim..Adamın içi sızladı boğulur gibi oldu.''Oğlum ne yapıyorsun burada''..? ''Neydem Hakkı Emmi bankanın girişinde yatacak olmişim ama görevli kilitlemiş yine sokakta kalmışım.,
Gülüyormu ağlıyormu belli değil..Acı bir sırıtış yüzünde.. ''Burada sabahı ederem zahar''
Garip bir o kadarda zavallıydı..Hakkının yüreği dağlandı sanki..Ani kararları vardı onun.. ''Kalk öyle şey olurmu hiç''..:Ya nere gedek dayı..? Sadullaha hiç cevap vermedi. Yan yana yürüyorlardı, dengesiz beslenmekten kısa kalmış, bu bakımsız nur yüzlü sarışın delikanlıya sevgiyle baktı.. Biraz sonra söylendi...:Bize oğul, bahçedeki odunluğu temizleriz, hem bizde fazla çek yatta var, teyzene söyledimmi uydururuz bir şeyler.. Sadullah kirli ellerini bir birine kavuşturarak utançla sıktı..:Ooooy Babooo ayıptır ha, ben utaniram...Haydi bırak utanmayıda yürü ..
Eski kanatlı sokak kapısının gıcırtısına geliniyle ufak bahçede tahta divanın üzerinde oturmuş çay içen Saniye kadın seslendi..:Hakkııı geldinmi..Hakkı Baba buruk bir sesle cevap verdi..Evet hanım... Gözlüksüz iyice göremeyen kadın kocasının yanında bir karaltı görür gibi oldu,:Ya o yanındaki kimdir.. Hakkının gözleri dolarak mırıldandı..:Bir kaşık düşmanı daha kadın, bir kaşık düşmanı daha..

Belgin Sönmez
Kayıt Tarihi : 24.05.2026 19:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!