Kartacalı'ya Şiiri - Sefa Çelik

Sefa Çelik
86

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Kartacalı'ya


Bir andı

Kendimi yokladığım bir zamandı.

Yüreğimi, aklımı, hüznümü, yarınımı

Yüreğimi, aklımı, hüznümü

Aklımı, hüznümü

hüznümü

Adam akıllı oturup kendimle konuşmaya karar verdiğim,

sahipsiz bir gecenin aydınlığını beklediğim bir ayazdı.

Sokakta sarhoş bir kadın serkeş şarkılar söylüyor bağırarak,

Üstelik sözümü kesme cüretinde bulunarak.

“Heyyyy,

kendimizle konuşuyoruz de mi şurada be! Bi komadın beni benimle başbaşa!”

Balgamlı bir kahkahadır artık

Sesi de gölgesi de gitgide uzaklaşıyordu.

Ağır ağır çıkarken merdivenleri,

notaları bir türlü tutturamayan, o bilindik şarkıda rol alan

sokaktaki kadın,

o kadın

sesiyle sokakları

hüznüyle kapı önlerini süpüren kadın

o kadın

Haaaaaahh işte tam oldu

Şimdi de kuşlar başladı, ah o geveze kuşlar

Geceleri uyuyanlar, rüya kucaklayanlar bilmezler

Bilmezler

Ah ne arsız, ne susmak bilmezdir onlar.

Kuşlar

Ya bastırılamamış bir ayaklanmanın

Ya sindirilememiş kanlı bir isyanın sesidirler

Yahut arsız arsız aydınlanmayan sabahları çoğaltırlar

Kanalizasyonları buhur kokan mahallemizin dedikoducu kuşları.

Kurmuşlar gecekondularını güzelim ağaçlara,

ne ay sonu telaşı sarar belalı başlarını,

ne komşu dırdırı, ne gecikmiş kira

“Ehhhhh be yaaa, ehhhh be yaaa bi susun ulan artık! Sabah üstüme saldıracak birazdan, yatın bi zıbarın artık siz de usuldan” diye geçti usumdan.

Aralarından bir tek tanesi, cesur biri-cik cik cik tanesi söz istese

Mağrur yürüse kürsüye

Bir baş selamı verse ve ardına eklese:

“Kolaysa sen uyusana lan zirzop herif-cik cik cik!” dese,

Sözüm tükenmiş, söz gayrı neylese

Cümlem kesat, cümlem vesvese.

Ağama diyem

Konuşturmadılar bir türlü benimle beni.

Söyletmediler yüreğimden geçeni

“Ah işte sessizlik, nihayet” derken

Taranmış bir kadın saçıdır şimdi yağmur…

Ahmak ıslatan türden.

Sahi,

o yağmur

o gecede

hangi omuza yaslanır?

Dünyayı dolanır da

Rahmetini unutup gelir bir benim tütün kokan bıyığımı mı ıslatır?

Bir bana mı

bunca sınanmışlık rağmına, alınmamış o susuz abdesti hatırlatır.

Rüzgârın uğultusu çıkageldi bak. Fısıldayarak.

Fena fikir olmasa gerek onun için kulaklarıma ıslık çalmak

Ama ben işte, konuşmalıyız diyorum kendime,

kendim bütünlemeye kalmış

tekçe dinlemekle yetiniyor yine.

Gün ağarmaya başlayınca açtım perdeleri, içimi dökmek için sokağın kalbine.

Caddelerde gürültü, fabrikalarda vardiya düdüğü, Neriman’ın topuklusu

Arsız martıların çığlıklarının karıştığı motor vuruntusu, sarhoş Magirus’ların gürültüsü hep buradadır.

Bak egzoz kokusu da çağırır mazidekileri

Sunturlu bir küfre eşlik ediyor

“Yüz liraya dayanmış, ulan tam yüz liraya mazotun litresi.”

Pahalı şeylerin peşindedir insanlığımız, ışıltıların

savaşlar çıkarır uğruna.

Durmuyor kan, dinmiyor acı, duyulmuyor zılgıtları Arap mücahidelerin Ortadoğu’da.

Neyse ki Acemler artık pek acemi değiller bu hususta,

iyi dövüyorlar karşılarındaki cinayet şebekesini

ve onlar adına kan aşeren kimseleri.

Peki ya biz? Dini muâllanın öksüz torunları, sahipsiz?

Ne olacak be şaşkın?

Ne olacak be şaşkın ha, söylesene ha ne olaydı? Desene avaz avaz!

Yine o sinsi çerçeveli, sinsi gözlüklü, sırma saçlı, şimşek bakışlı maliye nazırı aldığımız nefesi haraca bağlıyor.

Çöpten yemek toplayan reayâya hiç mi hiç acımıyor.

İşte

Sökün ediyor çocuklar ve işçiler

Dökülüyorlar vakitli vakitsiz, ciğeri soluk apartumanlardan.

Üstelik azı, değil azık, tekçe zeytin tanesi yutamadan

Yürüyor emeğin ordusu

solgun bakışlarını izmaritlerine katarak kalabalık caddelere

Yürüyor asık suratları peşi sıra, kötü döşenmiş kaldırımların ardı sıra.

Dolmuşlar, otobüsler taşıyor elifbamın çocuklarını sınıfa,

Ve sınıfımın işçilerini

acımasızca dönen dişlilerin arasına,

Yani sömürünün çarklarına, ölüm saçan o isli fabrikalara.

Oysa ben

Yani bu heva heves kalmamış öksüz başım,

alıp karşıma bendimi

kendimle konuşacaktım.

Oysa ben

Saydıracaktım sırtımdan akan soğuk teri

Ciğerimi dağlayan ölüm haberlerini haykıracaktım

Hesabını soracaktım aç çocukların bir türlü gürbüzleşemeyen yüzlerini bir bir

Beni benle konuşturmadılar tek hece

Yaşamayı ötelemiş ömrümün arta kalanını tartmayı

O kınsız hançeri yeniden yeniden ve yeniden kanırtmayı

Bir de o kuyruksuz uçurtmayı

Yine kendimi erteledim bir sonraki heceye

Mecburen yine ben

kendimi banacağım bir sonraki geceye.

Sefa Çelik
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 01:24:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!