Bir andı
Kendimi yokladığım bir zamandı.
Yüreğimi, aklımı, hüznümü, yarınımı
Yüreğimi, aklımı, hüznümü
Aklımı, hüznümü
hüznümü
Adam akıllı oturup kendimle konuşmaya karar verdiğim,
sahipsiz bir gecenin aydınlığını beklediğim bir ayazdı.
Sokakta sarhoş bir kadın serkeş şarkılar söylüyor bağırarak,
Üstelik sözümü kesme cüretinde bulunarak.
“Heyyyy,
kendimizle konuşuyoruz de mi şurada be! Bi komadın beni benimle başbaşa!”
Balgamlı bir kahkahadır artık
Sesi de gölgesi de gitgide uzaklaşıyordu.
Ağır ağır çıkarken merdivenleri,
notaları bir türlü tutturamayan, o bilindik şarkıda rol alan
sokaktaki kadın,
o kadın
sesiyle sokakları
hüznüyle kapı önlerini süpüren kadın
o kadın
Haaaaaahh işte tam oldu
Şimdi de kuşlar başladı, ah o geveze kuşlar
Geceleri uyuyanlar, rüya kucaklayanlar bilmezler
Bilmezler
Ah ne arsız, ne susmak bilmezdir onlar.
Kuşlar
Ya bastırılamamış bir ayaklanmanın
Ya sindirilememiş kanlı bir isyanın sesidirler
Yahut arsız arsız aydınlanmayan sabahları çoğaltırlar
Kanalizasyonları buhur kokan mahallemizin dedikoducu kuşları.
Kurmuşlar gecekondularını güzelim ağaçlara,
ne ay sonu telaşı sarar belalı başlarını,
ne komşu dırdırı, ne gecikmiş kira
“Ehhhhh be yaaa, ehhhh be yaaa bi susun ulan artık! Sabah üstüme saldıracak birazdan, yatın bi zıbarın artık siz de usuldan” diye geçti usumdan.
Aralarından bir tek tanesi, cesur biri-cik cik cik tanesi söz istese
Mağrur yürüse kürsüye
Bir baş selamı verse ve ardına eklese:
“Kolaysa sen uyusana lan zirzop herif-cik cik cik!” dese,
Sözüm tükenmiş, söz gayrı neylese
Cümlem kesat, cümlem vesvese.
Ağama diyem
Konuşturmadılar bir türlü benimle beni.
Söyletmediler yüreğimden geçeni
“Ah işte sessizlik, nihayet” derken
Taranmış bir kadın saçıdır şimdi yağmur…
Ahmak ıslatan türden.
Sahi,
o yağmur
o gecede
hangi omuza yaslanır?
Dünyayı dolanır da
Rahmetini unutup gelir bir benim tütün kokan bıyığımı mı ıslatır?
Bir bana mı
bunca sınanmışlık rağmına, alınmamış o susuz abdesti hatırlatır.
Rüzgârın uğultusu çıkageldi bak. Fısıldayarak.
Fena fikir olmasa gerek onun için kulaklarıma ıslık çalmak
Ama ben işte, konuşmalıyız diyorum kendime,
kendim bütünlemeye kalmış
tekçe dinlemekle yetiniyor yine.
Gün ağarmaya başlayınca açtım perdeleri, içimi dökmek için sokağın kalbine.
Caddelerde gürültü, fabrikalarda vardiya düdüğü, Neriman’ın topuklusu
Arsız martıların çığlıklarının karıştığı motor vuruntusu, sarhoş Magirus’ların gürültüsü hep buradadır.
Bak egzoz kokusu da çağırır mazidekileri
Sunturlu bir küfre eşlik ediyor
“Yüz liraya dayanmış, ulan tam yüz liraya mazotun litresi.”
Pahalı şeylerin peşindedir insanlığımız, ışıltıların
savaşlar çıkarır uğruna.
Durmuyor kan, dinmiyor acı, duyulmuyor zılgıtları Arap mücahidelerin Ortadoğu’da.
Neyse ki Acemler artık pek acemi değiller bu hususta,
iyi dövüyorlar karşılarındaki cinayet şebekesini
ve onlar adına kan aşeren kimseleri.
Peki ya biz? Dini muâllanın öksüz torunları, sahipsiz?
Ne olacak be şaşkın?
Ne olacak be şaşkın ha, söylesene ha ne olaydı? Desene avaz avaz!
Yine o sinsi çerçeveli, sinsi gözlüklü, sırma saçlı, şimşek bakışlı maliye nazırı aldığımız nefesi haraca bağlıyor.
Çöpten yemek toplayan reayâya hiç mi hiç acımıyor.
İşte
Sökün ediyor çocuklar ve işçiler
Dökülüyorlar vakitli vakitsiz, ciğeri soluk apartumanlardan.
Üstelik azı, değil azık, tekçe zeytin tanesi yutamadan
Yürüyor emeğin ordusu
solgun bakışlarını izmaritlerine katarak kalabalık caddelere
Yürüyor asık suratları peşi sıra, kötü döşenmiş kaldırımların ardı sıra.
Dolmuşlar, otobüsler taşıyor elifbamın çocuklarını sınıfa,
Ve sınıfımın işçilerini
acımasızca dönen dişlilerin arasına,
Yani sömürünün çarklarına, ölüm saçan o isli fabrikalara.
Oysa ben
Yani bu heva heves kalmamış öksüz başım,
alıp karşıma bendimi
kendimle konuşacaktım.
Oysa ben
Saydıracaktım sırtımdan akan soğuk teri
Ciğerimi dağlayan ölüm haberlerini haykıracaktım
Hesabını soracaktım aç çocukların bir türlü gürbüzleşemeyen yüzlerini bir bir
Beni benle konuşturmadılar tek hece
Yaşamayı ötelemiş ömrümün arta kalanını tartmayı
O kınsız hançeri yeniden yeniden ve yeniden kanırtmayı
Bir de o kuyruksuz uçurtmayı
Yine kendimi erteledim bir sonraki heceye
Mecburen yine ben
kendimi banacağım bir sonraki geceye.
Sefa Çelik
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 01:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!