Sen gittin.
Mevsim ağustostu.
Solmuştu yüreğimdeki çiçekler.
Karlar yağdı yüreğime.
Gittiğin gün var ya, arkamı döndüm.
Olur da gözlerime bakarsan gidemezsin,
kalırsın.
Ben de bana ait olmayan bir sevgiye
delice tutunurum,
kendimi kandırırım diye.
İsterdim ki sana baktığım gibi
bak gözlerime.
Adını anarken titrediğim gibi
titre adımı anarken.
Heyecanla çarpsın kalbin.
Ama ölü bir yürekten sevgi beklemişim.
“Senin olmayan kalp
ya satılıktır ya da kiralıktır,”
demişti bir şair.
Oysa ben vatanım bilmiştim
avuç içlerindeki boşlukları,
yatağım bilmiştim gamzelerini.
Boğulmaktan korkmadığım tek denizdi gözlerin.
Şimdi kendi ellerimle yolcu ediyorum seni.
Beni neden sevmedin?
Neydi bende bulamadığın?
Ben adının her harfini
aşkla kazırken yüreğime,
neydi seni benden buz gibi soğutan?
Neydi gırtlağına dolan cam kırıkları?
Seni gördüğüm ilk gün
kalbim avuçlarında çırpınan bir kuş
“Ya aç avuçlarını, serbest bırak
ya da sık avuçlarını, öleyim
ama beni sensiz bırakma,” demiştim.
Sen şimdi gidiyorsun.
Ya avuç içlerinin kokusunu özlersem?
Ya rüzgâr kokunu ansızın getirirse?
Burnumun direği sızlıyor.
Özlem ne kadar acıymış meğer.
Her kaldırım taşı şahit artık
sana olan sevdama.
Ya sen kimi şahit tuttun vicdansızlığına?
Gitmekle gitmiş olur mu insan, söyle?
Sen ağustosta kar yağdırdın başıma.
Daha bana ne yapabilirsin ki?
İşte istediğin oldu, döndüm arkamı.
Hançerle ve git hadi.
Git…
Karlar yağıyor yüreğime, karlar.
27.12.2025 16:31
Kayıt Tarihi : 27.12.2025 16:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!