Bir karikatür karesi gibi,
Davrandım geçen sabah.
Tabakta, tek kırıntı yoktu,
Kırıntı yoktu ve neşesizdi,
Yemekhane.
Çiğneme gürültüleri, tüm masaları,
İşgal etmiş ve artık neşesiz, tuzsuz mevsim,
Kış çökmüştü tabağıma.
Ne komiktir ki, tüm mutfağı gözetledim, aşçılar kayıptı.
*
Sırf ben ve mideme giren böreğin hayalleri vardı, düğümlenen gırtlağımda,
Hiç inemedi, sen gazoz olana kadar.
Homur, homur, homur...
Diye inleyen, mırıltılar eşlik etti, kocaman ve havasız bir düğün salonunda.
*
Bir avcumda mizah dergisi vardı, kahkaha dolu tüm sayfalarıyla,
Ötekinde açlık.
Sıra beklemek yormadı,
Göbeği.
Bütün davetliler, bana sırıttılar en son lokmada.
*
Espriyi anlamadan, gitme telaşı ve şaşkınlığı sardı,
Zihni.
Açlık düşüncesi, daralttı kemeri,
Ve kavradım,
Susuz, çekilmiyor bu pilav.
Oradaydın,
Tam karşımda,
Çatalımı daldırsam, alacaktım seni,
Fakat hevesim kaçtı,
Ve seni, uzaktan süzdüm o kalabalık büfede.
*
Çok fıkra geçti aklımdan,
Beynimin her kıvrımı, şakayla taştı.
Soğuktu, tatsızdı, komikler yoktu,
Soğan kokusu, hakimdi mekana.
Döneceğim, yemek için böreğim,
Seni, benim kilolarım yapana kadar döneceğim.
Yiyeceğim, senin o kıtır kenarını hep,
Artık eminim, bu salonun tadı susamlarında tatlım.
Nasreddin neşesi ve kahkahası, katılacak tüm ziyafetlere.
Kayıt Tarihi : 17.1.2026 11:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!