Bir adam varmış, aynı karında büyüdüğü kardeşleri varmış. Habil ve Kabil de kardeşti, değil mi? Ama ilk cinayeti işledi. Damarda akan kanın benzerini taşımak yeterli mi? Bir hastane çıkışı, yağmur yağarken, cepte para sayılmazken, arabadan indirilen bir kardeş… Arabadan indiren de mi kardeş? Yazık, bu nasıl kardeş?
Sokakta çocuklar elini kanatıyorlar, "kan kardeşiyiz" diyorlar ama bilmiyorlar; bazen kanından olanlar kardeşlikten mahrum bırakıyorlar. Aynı evin içi, aynı oda, aynı sobanın yanı, aynı soyad; güya kardeş. Yağmurun altında bırakan kardeş, ömrünü yiyen kardeş, sözünü ezen kardeş, gününü karartan kardeş, hakkını yiyen, lokmana göz diken kardeş. Bir hastane çıkışı arabadan indiren kardeş; nasılsın diye sormayan, çocuğuna yeğenim demeyen kardeş. Yokluğuna susan, varlığında paranı alan kardeş; düştüğünde arkasına dönüp bakmayan, ağladığında yaşını silmeyen kardeş. Gecekonduna bir gece gibi çöken kardeş.
Bir elin beş parmağı kardeş, ellerden daha el olan kardeş. Kuyuya atan da bir kardeş. Kurt, gömleğe kanı dökmüş de gömleği yırtmamış be kardeş. Mısır'ın kapısında buğday bekleyen kardeş, köle diye satılan da kardeş; sarayda ağırlanan da kardeş. Bir kadın, bir karın; kardelen değil, yanlış anlamayın. Kordon bağına bağlanmışlar kardeşler. Hayatın ilk makası orada, anlasana kardeş. Doğan, büyüyen, giden, gelen… Dünya böyle bir yer, fazla aldanma. Her hayatın ömrü varmış, bel bağlama; "kardeş" diye diye ağlama. Her koyunun bacağından asıldığı yerde, kırpılandan medet umma.
Yohdur anun yanında bir kılca i'tibârum
İnsâf hoşdur ey ışk ancak meni zebûn et
Ha böyle mihnet ile geçsün mi rûzigârum




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta