Yine yalnızlık sardı parmak uçlarımı.Adım adım yaklaşırken o uçsuz bucaksız sonsuzluğa.Bir gülüşünü atmadım mazimden bir de yırtık pırtık pabuçlarımı.Her saniyemi not ederken o karanlık sayfalara...
..
Aşk mektubu yazar gibi sıralı.
Sayfalarda dizelerde sen ve ben.
Virgül aralarındaki molalar.
Karanlık gecelerimde ay ve sen.
Seni gördüm resimlerde hep gülen.
Kağıtlarda desenlerde sen ve ben.
..
Ay karanlık üşüyorum,
Yıldızlar..... Ne olur...! Bırakmayın,
Yalnız siz gördünüz,
Siz bilirsiniz gelip geçenleri.
Sizsiniz karanlık gecelerin bekçileri.
Heyyy....!
Gidenler.. ne olur dönün....
..
Tuzağını
karanlık sokağa kurmuş
Üç odun kafalı..
Odunla vuruyor
sokaktan geçenlerin kafasına..
İkisi tutarken kollarından
Diğeri başına vuruyor odunla
..
bilmek istiyorum kararmış kapkara olmuş
kar kış ortamı misali ruh haliyin sebebini
halde halleriyin sonbaharı bitmiş
zemheri soğuğu sarmış kışa dönüşünün nedenini
sormak istiyorum soruyorum
niye böyle kapattın duygulara algılara hislere kendini
..
Karanlık Ağrı sokakları,
Dar kaldırımlarda bir tek benim ayak seslerim.
Gözlerini yummuş sokak lambaları,
Karanlık üstümde umman kadar derin.
Ansızın aklıma gelirsin,
Yalnızlığımın en kuytu yerinde
Bir sızı var biliyorum,
..
Bir dünya kurmuştum yalnızca ikimize toz pembe,
Hep seni düşünürdüm, sen vardın yaşadığım her günde,
İsmin bir şarkı gibi söylenirken sevgi ile dilimde,
Bir yıldız gibi kayıverdin karanlık dünyamdan sonsuza.
Bir yıldızdın giriverdin durup dururken düşlere,
Bir yıldızdın sönmeyen ışığınla gecelerde güneşlere,
..
SARAYI KARANIK BANA
****************************
Sökmeyecek sandım bu gece şafak
Uluyor kurtlar kişniyor doru kısrak
Zapt edilmez oldu dizgini kopacak
Sökmeyecek sandım bu gece şafak
*****************************
..
KARANLIK HEP KARANLIK
yıldızlar kararır gökyüzünde
ay küsmüş yüzüme
sesim yankılanır ışığında
kırılır nefesim, yalnızlığım
esmer insanların şehri
..
Kıyılıyor insanlık,
Herşey sanki bir anlık,
Hayat çok güzel ama,
Şimdi dünya karanlık.
Sönmüş tüm meşaleler,
Gelmiyor iyi haber,
..
EMPERYALİZMİN SON OYUNU
3
Kirli İlişkiler:
ORTALIK tozduman. her şey olabilir. Güçler çatışıyor. Tam Ergenekon içeri tıkıldı derken yeni bir Ergenekon ortaya çıkıyor ve icrai faaliyetlere başlıyor. Bir kolu yargıda olan, bir kolu emniyete uzanmış bu büyük Ergenekon kendini gösteriyor.
..
Güneşin nurunu koynuna alıp,
Kurşuni gölgeyi sabaha salıp,
Aynı yörüngeden yine dolanıp;
Düşer ya ince karanlık,
*************Yanar geceler.
Çisil damlalara susarken bağır,
..
Yanlız
Ve
Efkarlıyım
Bağırma karanlık,
Ele avuca sığmazsın hiç
Yapma
Efkarlıyım
..
Sensiz karanlıklardan korkarım ben…
Bir o kadar da yalnızlıktan!
Hele karanlıktaki yalnızlıklarım;
Ölüp ölüp dirildiğim zamanlarımdır benim…
İşte karanlık ve yalnız gecelerimin,
Sen ve ben hali…
..
Karanlığın içinde oturmuş
Yağan yağmuru seyrederek
Oluşacak gökkuşağında
Çıkıp geleceksin diye
Ümitsizce beklerim
Karanlık gökkuşağı karanlık
..
Bir çığlık yardı geçti gecenin sessizliğini,
Sanki içimden bir şeyleri alıp gidercesine,
Dışarda yağmur sağnak şekilde yağıyor,
Altında sırılsıklam olmuş halde senin hayalin,
Susup öylece bakıyorum sana, gözlerim ıslak ıslak...
Ellerini ne zaman tutacağım, ama gözlerimle ellerini tutuyorum, saçlarına dokunuyorum, seni uzaktan seviyorum... Parlak ay düşüyor hayelimizin üzerine...
Uzaklardasın beni özlediğini hissediyorum,
..
Bu sondur
Aşkın karanlık dehlizlerinden geçtiğim
Menekşe çürüklerinde dişlerimin
Gıcırdadığı sondur
Bırakabilirsin elimi korkum!
Bir daha sokmayacağım
O karanlık ıslak deliklere seni…
..
Bir telefonla başlayan aşk Şara’yı yollara düşürmüştü. Gidiyordu… Nereye, ne için, kim için gidiyordu? Bunu oda bilmiyordu. Yüreğinin götürdüğü yerin efsanevi bir aşkın yaşandığı yer olacağını nerden bilecekti.
Hiç uyumamıştı otobüste, bitkindi ama heyecanlı. Uykusuzdu gözlerini kapatmamak için tutuyordu kendini. Güzel bir Doğu Anadolu şehrine ayak basmıştı. Ve o sese yaklaştığının farkındaydı. Dolmuşun hareket saati gelinceye kadar bakındı etrafına… Yabancıydı bu yere… Suskundu ve yorgun…
Tiz bir ses yükseldi…
“Hozat yolcuları kalmasın…”
Bir anda irkildi Şara… Ve oturdu bulduğu ilk boş koltuğa. Hareket ettiklerinde önce dolmuşun içindekileri süzdü. İnsanları dinliyordu. Çantasından defterini çıkarıp yazmaya başladı. Yazdı yazdı… Kafasını kaldırdığında büyük bir su birikintisi gördü, balıkçı tekneleri, kuş çığlıkları… Şaşkındı, burası Keban Barajı olmalıydı. Feribot kalkmak üzereydi. Karşıya geçilecek ve yola devam edilecekti. Dolmuş feribotun üzerindeydi. İnsanların tuhaf bakışlarından rahatsız olmuştu, hava soğuktu. Doğayla baş başa kalmak onu rahatlatacak, bu havayı teneffüs etmek belki uykusunu açacaktı. Çıktı dışarıya, köpük köpük dalgalara doğru salladı uzun hırçın saçlarını. Kıyıya yaklaşmıştı feribot, hareket saati gelmişti. Huzurluydu, sessizce oturdu koltuğuna, başını cama yasladı, gözlerini kapattı, derin bir uykuya daldı.
Uyandığında hava kararmıştı. Camdan dışarı baktı. Yollar çamur, etraf kar kütleleriyle doluydu.”Benim bu soğuk, bu çirkin yerde ne işim var? ”dedi kendi kendine. Yine aynı tiz ses yükseldi:
“son durak Hozat…”
..
Dönülmez bir akşamın gecesindeyim zaman geç
Ey ömrüm o eski yıllara döndürülsem bile
Bakmam ben o yalancı bakışlı sevgilere
Benim karanlık gecelerimin nuru sendin
Sonra karanlıkların kucağına beni terkettin
Karanlıktan payımı aldım bak yapayanlız kaldım
Karanlık denince mezar olur nur yatağım
..
Bir çam ağacının gövdesinde çam sakızı, denizin en karanlık yerinde ışık saçan bir balık, bir zeki kadının beyninde düşünce, bir şairin yüreğinde imge, bir çocuğun ağlayışında gözyaşı, bir ülke coğrafyasında metropol, bir adada palmiye, bir fakirin evinde sımsıcak çorba, bir zenginin evinde antika, senin ise sadece sevgilin olmak istedim.
Bıraktım tüm arzularımı bir kenara sadece sana geldim. Seni beklerken bir ağaç, sana ağlarken bir ırmak, sana bakarken bir sinema salonu, seni düşünürken bir kitap, seni severken bir şiir olmak istedim. Oysa sen beni bir polisin belinde kelepçe, bir başbakanın dilinde istatistik, bir generalin yumruğunda yumulan parmak, bir sosyologun araştırmasında sosyal vaka yaptın. Bir mezarın cesede en yakın toprağı gibi seninle yakınlık yaşadım. Üzerime ölü toprağı attın. Oysa seni sevmeden önce yuvarlana yuvarlana, düşe kalka, hırpalana hırpalana tüm sevgilerden senin gözlerine gün ışığı gibi düştüm. Şimdi gözlerin gecelerime bile doğmaz oldu. Seninle Şanzelize olmak isterken, beni mağarada yaşayan bir dağ adamı gibi yaptın. Bana ilkel duygular yaşattın. Sana çiçekler aldım, adı nergis olan, gül olan, sümbül olan. Dedin ki bari beni bir çiçekle tanımla. Sonra beni çiçeksiz bir kelebek gibi bıraktın. Hep kelebek gibi ince olmamı istemiştin oysa. Sana yetişemedim. Ben kelebek oldum, sen bir tavşan. Ben kartal oldum, sen bir aslan. Hiçbir doğal süreç yaşayamadık. Doğal olarak beni anla. Bir ateş olmak istedim yüreğini yakan. Sen ise hep başımda bir yağmur bulutu gibi dolaştın. Yağmurundan kaçarken, doluya tutuldum. Üşüdüm, üşüdüm. Senden ne battaniye istedim, ne de sımsıcak bir yatak. Üşüdüm, üşüdüm ve sımsıcak bir öpüş bekledim. Sen ise bana dudak büktün. Şimdi kelimelerimi tarlalara ektim. Çalıştım ve çırpındım ince, naif cümleler kurdum. Sana hoşça kal derken, gün gibi aydınlık bir sevgili buldum. Tıpkı ipek bir kumaş gibi teninde yürüdüm. Tıpkı çıplak kelimeler gibi dudaklarında örtündüm. İlk defa mutluluk yüzü gördüm. Senin resminin boyaları aktı yüreğimin duvarlarından. Seni bir valize koyup yüreğimin çöplüğüne attım. Demek ki güneş her gün yeniden doğarmış. Demek ki seni güneşe benzetmekle en büyük hatayı yaptım. Seninle hiçbir başlangıç yaşayamadım. Oysa hayat yeniden başlarmış, yataktan her kalktığında. Sana hayatım dediğim için kendimden utandım. Ağladım, ağladım gözlerimden silüetini sildim. Yüzümü yıkadım, saçlarımı taradım ve yeni bir hayata başladım. Aşk bir abartma sanatıymış meğer. Seni yere göğe sığdıramadım. Yok ay dedim gecelerimin en karanlık saatinde. Yok güneş dedim en çok üşüdüğüm yerde. Ne büyük zavallılıkmış sana kendimi kaptırmak. Şimdi ellerinden bembeyaz bir barış güvercini gibi havalandım. Uçtum, uçtum bir omza kondum. Kanadım kırık değil artık. Bana başka gökyüzüler yaşatan, bana mavinin her tonunu tattıran ve sadece kendisi olan bir sevgili buldum. Demek ki hayat bir yürüyüştür durağı olmayan. Sen benim biletimi kestin ama ben otobüsün bagajına sadece senin anılarınla dolu valizi koydum. Sonra yeni bir aşka koştum. Sanki sımsıcak kumlarda yürür gibi koştum. Güneşin battığı saatte denizde çırılçıplak yüzdüm.
..



