Yanlızlığın karanlık gecelerinde
Bir kış günün yalancı güneşinde sevdim seni
Bir gece kadar karanlık
Sahte bir güneş kadar yalandın
Ben bulutlara tutsak özlerken seni
Sen insafsızca yüreğime sızardın.
..
Bu gün sabah niye olmuyor.
Her yer sessiz ve karanlık
Yeter, gün doğsa artık.
Nasıl bitmez bir gece ki bu
Bitsin bu sensizlik, bitsin bu karanlık
Ne olur gel artık.
..
yokluğunun ardı karanlık bir yol
gitsem; silik gölgelere kazınıyor yalnızlık
kalsam kimse gelmiyor ay karanlık...
yokluğun uğultusu dolaşıyor bu şehirde, korkuyorum
serseri bir yalnızlığa yenik düşüyorum...
bir iki sensizlik nöbetleri geçiriyorum arada
..
Hoyrat günlerin terkisinde mevsimler geçti, eskidi günlüğümüzde düşler
Çözülmedi düğmeleri aşkın, yorgun bir şafakta eskidi resimlerde sevgiler
Senli bekleyişlerin sahilindeyim, dudağımda hüzzam ezgili mor türküler
Asi bir rüzgâr ıslığıydın sen, dökülsün sevda testisinden sunduğun meyler
Yüreğimin delirmiş dalgalarına uzanınca ellerin, gövdemin yangınlarla şahlanan katmanına sarıl ve gönlümün hicaz ovalarında aşkın kelepçelerini açınca bak gözlerime. Firari yaşanmamışlıkların urbalarını sıyırayım teninden, ruhunun gelgitli düğmelerini çözeyim dilimle ve er şafaklarda yine sana, hep sana uyanmak için ömrünün çığlıklarıyla restleşeyim,
Yüreğimin kasırga mevsimlerinden gelip geçen asi bir rüzgâr ıslığıydın sen, umarsız hallerimin penceresinden beni gözleyen. O fırtınalar kalburüstü bir zaman meyhanesinde bir kadeh şarapla değiş tokuş edildi, eşkıya yanımızı birbirimizden habersiz günlere yükledik ve o günlerin üzerinden aylar yıllar geçti. O yorgun sarmalda, o düş vanalarını sonuna kadar açmada ve o telaşlı sarılışların sahillerinde uzandık bir iniltinin bağrına. Soluksuz bir delirmişliğin kıyımlarında çırılçıplak kaldık ve er sabahlara ter içinde uyandık.
Neredesin, kiminlesin, ne haldesin ve ne nasılsın diye soramamak sana, sarılamamak bir aşk gibi varlığına ve saplanmak duvardaki taşlaşmış bakışıma. Senden kalan tek şey unutuluştu. O kendimizi aradığımız ve asla bulamadığımız aynaların aşk taramalarında en çok kendi varsıllığımızı ararız, gövdemizin hicazına kuşların kanatları değince. En umulmadık merhabaların med-cezirleri sarsar gövdemizi, bahar yelleriyle içimizin gölgelikleri serinleyince.
..
Öyle bir yerdeyim çok soğuk ve dar
Yanlızım dalgınım aklımda o yar
Açsalar kalbimi sadece o var
...Simsiyah karanlık zindanlardayım
...Sevdiğim duymasın firarlardayım
Uykuda rüyada onu anmayı
..
Çünkü gece karanlık
Pencerem koyu siyah
Gözlerimin akı beyaz değil
Kan kırmızı
Ve gece karanlık
..
Dünyasında bir hayal, rüyalar gerçek olsa
Kaybolmasın bu sevdan, bitirme nefesini
Sende sevseydin kadın, ateşine can dolsa
Karanlık geceleri, duymasamda sesini
Tek başına gülsende, bülbül olup ötsende
Unutamaz bu yürek, toprak olup bitsende
..
Daha demin Sabahtı,
Ama şimdi Karanlık Kokusu Giriyor Pencerelerin boşluklarından,Yalnız Ve sessiz Odaların Kalbine...Ve ben ne zaman yazmak istesem Sessiz Bir Çığlık düşer gecenin Eflatun-i Rengine.
Ve ben acıktım,Düşüncelerimi yedim Doydum,Susadım Ki en son Ne zaman su içtiğimi Unuttum.
Şimdi Karanlık Gelecek....
ahhh ne Olur Sen Bir Gülsen,Sen gülsen Aya vursa Gülüşün Geceye Dokunsa gülüşün....
..
Ey Müslüman!
Sen Müslüman kaldığın sürece,
Karanlık ve ruhsuz batılın gözünde,
Örümcek kafalısın!
ALLÂH (c.c.) ömür verse bin yıl yaşasan,
Fakülteler bitirsen, milyonları aydınlatsan,
..
Dudağında bir ıslık, elinde cigara...
Gözlerin geceydi, karanlığına karıştım.
Ben sadece Attila İlhan gibi sevebilmeyi,
Birde gülümserken gözlerinden geçebilmeyi düşledim.
Ellerime karanlık bulaşmış, gözlerime karanlık.
Şaşırdım kaldım; her şey gerçekmiş,
..
Hayalin, hasretin semamda serili
Yağmurlar gözyaşları acılarla bezeli,
Hasret ve sensizlik bulutlarında şimşek
Olduğunda görünen gözlerini aradığım
Karanlık feryatlarla dolu geceyim
Güzel duyguların karanlıkla örtüldüğü
Hayalin, hasretin Semalarımda serili,
..
k A r A n l I k
İçerinin koyu, karanlıkla dolu olduğunu
Eşiğinden sızan karalıktan anladığım
Kapının önünde duruyorum!
Bu kimi ilgilendirir?
..
Duymadığın sözlerimdi sana dediğim. Ben iki kişi duymasındansa üç kişi duysun dedim, hatta dört, beş. Sana yazdığım her şeyi bir düşün. Bu yüzden ben sana yazmadım, her yazdığım şeyi. Cümleler tek tek tükendi. Elim de sızladı, kalbimde. Nerde olduğum önemli değil. Dünyanın bir yerindeyim... Ses veriyorken burda etrafımda herşey sessizdi ilk defa. İçimden geldiği gibi yazıyorum yine. Ve okuyacağını biliyorum. Ve şimdi bağırsam- çağırsam hiç duymayacağını.
Ne kadar uzağız biz senle böyle. Ve ne kadar yakınız. Herkes sana yazdım sanacak ama ben herkese yazacağım yine. Ne varsa kalbimde saklamayacağım. Açık olacağım. Herkes ben gibi mi? Saklanmak kimlerin işi. Kaç kişiden saklanabileceksin. Bulmayacak mı biri seni en kuytu köşede bile. Yazmak istiyorum yazmak. Yazarsam rahatlarım şimdi...
Bu mektup olsun, herkes okusun, sen de oku emi. Kimse bilmesin neden bunları yazdığımı. Yarına ışık tutmalı, yakamıyorsak da bir ışık bugün? Gece karanlık olur. Karanlık aslında gece değildir biliyor musun? Karanlık insandır. İnsan karanlığın en kara tarafıdır. Anlamaya çalışırım her insanı. Ama güçsüzüm her insanı anlayamayacak kadar... Bakar O, görür O, Hisseder O... İnsan bir bulmaca, bir labirent. Ben herkesi anlasam der, ve kimse beni anlamasa! Saklanmalı evet inadına. Kaçmalı senin gibi insanlardan. Kendisine tahammül edemeyen başkasına nasıl edebilir ki?
Yazmak istiyorum daha. Parmağımda güç kaldığı kadar. Yanlızlık adama yazdırır. Birde aşk yazdırır. Birde şu Kdz Ereğli. Ben neredeyim biliyor musun? Senin beni tahmin ettiğin en uzak yerdeyim. Kendimleyim. Yazık. Cümleler bir bir eriyor. Sen bu satırları tek tek okudun mu? Sana yazmadım ama sadece BEN en baştan dediğim gibi. Belki de sadece sana yazdım. Şimdi bana sana aşık diyecekler. Yo değilim. Sadece Yanlızım. Kdz Ereğli'de dalgaların sesinden bile uzağım. Gel gör beni, gel gör buraları. Sensiz ne halde taş- duvar, sokak- cadde. Sensiz ne halde damarımdaki kan. Gel, gel diyeceğim sana. Ama bir daha gitme.
..
Uzun ve karanlık bir şeyim
sana uymam
sokak çalgıcıları uyar
eski kuş afişleri
ve bütün yeminler
helalleşemediğin geçmiş
..
KARANLIĞIN GÜNEŞİ
Karanlığın güneşi yüreğe yol açtı...
Karanlık dehizlerde yaşayanlar çıkamazlar aydınlığa, güneş korkutur onları...hep gece ve karanlık hüzün sanılır... Oysa karanlığın güneşini, dışardakiler göremez. O siyahlık içinde bir ışık vardır ki: loş... Sadece karanlıkta yaşayanlar görür o ışığı ve sadece karanlığı seçebilenler hisseder onun şavkını. Zor mudur o nemli ve rutubetli yerde yaşamak? Belki.. ama hiçbir zaman diğer insanlar gibi olamaz o yürekler. Farklıdır bakışları olaylara ve insanlara, daha ılımlıdırlar, korkuyu yok etmenin yüceliğidir belki onları güçlü kılan. Güneşin her yeri ışıl ışıl edip tüm gerçekleri apak ortaya koyduğu bir dünyada belki de bazı gerçekleri saklayacak gölgeler olmalı ki sığınmalı yürekler oraya ve kendilerini görmeyi bilmeli...
..
Bir alt geçitte korkak zamanlar gibi yaşam,
Karanlık korku kokuyor,
Ürkeklikte yak sesleri…
Gün yüzü hangi uçta?
Her yan sliüet belirsiz.
Ezberden yol tutuşlar
Adımlar sıkı
..
En karanlık şiiri yazdım ben.
Siyah portakallar düşün.
Portrelerde karanlık yüzler,
Karanlık krallıklar.
Yosun dolu bir suyun yüzeyinde,
Can çekişen karıncalar gibi boğulmalar.
..
SARAYI KARANIK BANA
****************************
Sökmeyecek sandım bu gece şafak
Uluyor kurtlar kişniyor doru kısrak
Zapt edilmez oldu dizgini kopacak
Sökmeyecek sandım bu gece şafak
*****************************
..
karanlık,
fısıldayınca...
sessizlik,
çığlık atıyordu...
karanlık,
çığlık atınca...
sessizlik,
..