uzaktan geldim, sabah uykularından
söz toplayıcısıyım, öyle derler
ellerimin kesiği ondan
yüzümdeki gizli karanlık…
tarlalardan geçtim, kasabalardan
doldurdum içimi tozlu kelimelerle
..
Daha demin Sabahtı,
Ama şimdi Karanlık Kokusu Giriyor Pencerelerin boşluklarından,Yalnız Ve sessiz Odaların Kalbine...Ve ben ne zaman yazmak istesem Sessiz Bir Çığlık düşer gecenin Eflatun-i Rengine.
Ve ben acıktım,Düşüncelerimi yedim Doydum,Susadım Ki en son Ne zaman su içtiğimi Unuttum.
Şimdi Karanlık Gelecek....
ahhh ne Olur Sen Bir Gülsen,Sen gülsen Aya vursa Gülüşün Geceye Dokunsa gülüşün....
..
yokluğunun ardı karanlık bir yol
gitsem; silik gölgelere kazınıyor yalnızlık
kalsam kimse gelmiyor ay karanlık...
yokluğun uğultusu dolaşıyor bu şehirde, korkuyorum
serseri bir yalnızlığa yenik düşüyorum...
bir iki sensizlik nöbetleri geçiriyorum arada
..
Yanlızlığın karanlık gecelerinde
Bir kış günün yalancı güneşinde sevdim seni
Bir gece kadar karanlık
Sahte bir güneş kadar yalandın
Ben bulutlara tutsak özlerken seni
Sen insafsızca yüreğime sızardın.
..
Bu gün sabah niye olmuyor.
Her yer sessiz ve karanlık
Yeter, gün doğsa artık.
Nasıl bitmez bir gece ki bu
Bitsin bu sensizlik, bitsin bu karanlık
Ne olur gel artık.
..
Sus be gönlüm...
Bir gecede sus ne olursun!
Bana anlatıp durduğun o sevgi yok artık...
İyi bak!
Gördüğün bu karanlık senin gerçek sevgin!
Seni, acınla birlikte saran tek gerçek bu karanlık! ..
..
Çünkü gece karanlık
Pencerem koyu siyah
Gözlerimin akı beyaz değil
Kan kırmızı
Ve gece karanlık
..
yağmur yağıyordu kimsenin çözemediği bir karanlık bir karanlık vardı etrafta.
güneş taneciklerini bıraktı, sadece yağmur damlacıkları ve toprağın buluşma anı kaldı geriye.
gök gürledi, ve insan sesleri bir arada çıkmaya başladı .
o aradan ambulans sesleri yükseldi.
çözdüğüm falan yoktu testi benim için hayat gibiydi.
..
Dudağında bir ıslık, elinde cigara...
Gözlerin geceydi, karanlığına karıştım.
Ben sadece Attila İlhan gibi sevebilmeyi,
Birde gülümserken gözlerinden geçebilmeyi düşledim.
Ellerime karanlık bulaşmış, gözlerime karanlık.
Şaşırdım kaldım; her şey gerçekmiş,
..
Uzun ve karanlık bir şeyim
sana uymam
sokak çalgıcıları uyar
eski kuş afişleri
ve bütün yeminler
helalleşemediğin geçmiş
..
k A r A n l I k
İçerinin koyu, karanlıkla dolu olduğunu
Eşiğinden sızan karalıktan anladığım
Kapının önünde duruyorum!
Bu kimi ilgilendirir?
..
Duymadığın sözlerimdi sana dediğim. Ben iki kişi duymasındansa üç kişi duysun dedim, hatta dört, beş. Sana yazdığım her şeyi bir düşün. Bu yüzden ben sana yazmadım, her yazdığım şeyi. Cümleler tek tek tükendi. Elim de sızladı, kalbimde. Nerde olduğum önemli değil. Dünyanın bir yerindeyim... Ses veriyorken burda etrafımda herşey sessizdi ilk defa. İçimden geldiği gibi yazıyorum yine. Ve okuyacağını biliyorum. Ve şimdi bağırsam- çağırsam hiç duymayacağını.
Ne kadar uzağız biz senle böyle. Ve ne kadar yakınız. Herkes sana yazdım sanacak ama ben herkese yazacağım yine. Ne varsa kalbimde saklamayacağım. Açık olacağım. Herkes ben gibi mi? Saklanmak kimlerin işi. Kaç kişiden saklanabileceksin. Bulmayacak mı biri seni en kuytu köşede bile. Yazmak istiyorum yazmak. Yazarsam rahatlarım şimdi...
Bu mektup olsun, herkes okusun, sen de oku emi. Kimse bilmesin neden bunları yazdığımı. Yarına ışık tutmalı, yakamıyorsak da bir ışık bugün? Gece karanlık olur. Karanlık aslında gece değildir biliyor musun? Karanlık insandır. İnsan karanlığın en kara tarafıdır. Anlamaya çalışırım her insanı. Ama güçsüzüm her insanı anlayamayacak kadar... Bakar O, görür O, Hisseder O... İnsan bir bulmaca, bir labirent. Ben herkesi anlasam der, ve kimse beni anlamasa! Saklanmalı evet inadına. Kaçmalı senin gibi insanlardan. Kendisine tahammül edemeyen başkasına nasıl edebilir ki?
Yazmak istiyorum daha. Parmağımda güç kaldığı kadar. Yanlızlık adama yazdırır. Birde aşk yazdırır. Birde şu Kdz Ereğli. Ben neredeyim biliyor musun? Senin beni tahmin ettiğin en uzak yerdeyim. Kendimleyim. Yazık. Cümleler bir bir eriyor. Sen bu satırları tek tek okudun mu? Sana yazmadım ama sadece BEN en baştan dediğim gibi. Belki de sadece sana yazdım. Şimdi bana sana aşık diyecekler. Yo değilim. Sadece Yanlızım. Kdz Ereğli'de dalgaların sesinden bile uzağım. Gel gör beni, gel gör buraları. Sensiz ne halde taş- duvar, sokak- cadde. Sensiz ne halde damarımdaki kan. Gel, gel diyeceğim sana. Ama bir daha gitme.
..
Hayalin, hasretin semamda serili
Yağmurlar gözyaşları acılarla bezeli,
Hasret ve sensizlik bulutlarında şimşek
Olduğunda görünen gözlerini aradığım
Karanlık feryatlarla dolu geceyim
Güzel duyguların karanlıkla örtüldüğü
Hayalin, hasretin Semalarımda serili,
..
KARANLIĞIN GÜNEŞİ
Karanlığın güneşi yüreğe yol açtı...
Karanlık dehizlerde yaşayanlar çıkamazlar aydınlığa, güneş korkutur onları...hep gece ve karanlık hüzün sanılır... Oysa karanlığın güneşini, dışardakiler göremez. O siyahlık içinde bir ışık vardır ki: loş... Sadece karanlıkta yaşayanlar görür o ışığı ve sadece karanlığı seçebilenler hisseder onun şavkını. Zor mudur o nemli ve rutubetli yerde yaşamak? Belki.. ama hiçbir zaman diğer insanlar gibi olamaz o yürekler. Farklıdır bakışları olaylara ve insanlara, daha ılımlıdırlar, korkuyu yok etmenin yüceliğidir belki onları güçlü kılan. Güneşin her yeri ışıl ışıl edip tüm gerçekleri apak ortaya koyduğu bir dünyada belki de bazı gerçekleri saklayacak gölgeler olmalı ki sığınmalı yürekler oraya ve kendilerini görmeyi bilmeli...
..
Bir alt geçitte korkak zamanlar gibi yaşam,
Karanlık korku kokuyor,
Ürkeklikte yak sesleri…
Gün yüzü hangi uçta?
Her yan sliüet belirsiz.
Ezberden yol tutuşlar
Adımlar sıkı
..
En karanlık şiiri yazdım ben.
Siyah portakallar düşün.
Portrelerde karanlık yüzler,
Karanlık krallıklar.
Yosun dolu bir suyun yüzeyinde,
Can çekişen karıncalar gibi boğulmalar.
..
karanlık,
fısıldayınca...
sessizlik,
çığlık atıyordu...
karanlık,
çığlık atınca...
sessizlik,
..
Yüregimin güneyi karanlık, güneyi loş
Hançer gibi ortasına yaslanmış Toros dağları
Güney yamaçları yosun tutmuş taşları
Yüregim hala sensiz, ıssız ve loş
Sen Ki; mağlubu olduğun çöllerde Mecnunu ararsın
..
Gecene vardığım gün başkasının hayatından hayatına karışmış gibiydim.Masal içre masallardan masalını yaşadık.Sıfırdan başlayan baş başalarımızın kaydın alındı. Sevda listemizde yeni mutluluklar eklenmiş huzurunun duvarına seni seviyorumu sonsuz kez yazıvermiştim.Ne ellerim sıfır, ne yüzüm binler ne bakışlarım, hepsi sayısal bir değer taşıyordu aşkımızın aritmetik hesabında.
Hissiyatlarımızın modüllerinden senli olma modunun pin kodlarını çözerek çözülmüştüm sana.
Gecenin zor/karanlık bir saatinde hecelenen yalnızlığımızı siliyoruz kalabalık coşkulara. Bir sonraki şarkının verdiğin heyecan ve duygunun kapılmışında radyo radyo geziyoruz seni çalmanın dahası ikimizin sevdiği Feriddin Düzağaç’tan bir parça arıyoruz.
Zihin mekanizmalarındaki aksak seslerin aksanı benim aksanımla birleşince bizce bir dille konuşuyoruz sen üstüne.
Neden bana gelişini görebilmek için ay ışığını beklerken bir karanlık oturuyor geceye. İyotlarını koyuyor ortaya …Hangi çözeltide çözüleceğiniz henüz hesaplayamadım.Karanlık üstelik deney yapamayız.Yalnız tensel deneyler zarar vermezi denemek gerekliğinde dudaklar ödevini yapıyordu.
''Uyku''çekilme prizmalı bilinçaltından gözkapaklarımızı kaçırıyor bilince. Gözler zorluyor uyumayı.Bir ömür beklemişim seni,hemen uyumak bizim bulutlar arasında uyuyan ay’a yazık.Ay yok, nefsin ayıları oynaşırken içimizde suların sularla buluşma sondajında ince sınırı eşme hürriyetini yaşadık.Gece kendiliğinden teslim oldu kollarında.
..



