Alışılmışlığı var bir kere kuyunun dibinde yaşamanın.
Bana sorsan soluk bütün çiçekler, ve beton dökmüş üzerime çeşmeler. Yalnızlığın koynunda, istemediğim bir birlikteliğim olmuş, ne yapsam silinmez alnımdan, boşluk ve karanlık artık benim bir parçam.
Sessizliğin verdiği korkuyla ürperiyorum, bir hayaletin sesi Zihminim köşe kenarlarında, şarap kokulu ağzıyla bana fısıldadıkları beni küstüren hayata.
Belki bedenler farklı şehirlerde ama ruhlar hep birlikte, ve o ruhlar hüzün kaldırımlarında yürürken yaptıkları sohbetleri, çözmeye başlıyor hayata dürdüğüm düğümleri.
Çözülmesine ramak kala, kalbimin sancısıyla yalvarışlarımın karşılığı sıkıyor koptu kopacak olan bağlarımı. Kaderim beni hep aynı noktada tutuyor, esnaf lokantasına dönen duygularım, yıllardır değişmeyen tadım tuzum.
Kuyudan çıkınca, kuyuya özlemim filizleniyor biraz ahmak tarafımda. Gamzelerimi aynada görünce, ben bu olmamalıyım diyor içimdeki geveze, ve gerçekler cesaret kemiğimi kırıyorlar. Döndükçe dönüyorum en başa, ümit koymamışlar pişirildiğim aşa. Hamuruma sıçramış bu yalnızlık, Yalnızken de, hayret ki özlenirmiş yalnızlık.
Kayıt Tarihi : 9.8.2018 00:29:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!