Ben Hacı Ahmet Kaptanın teknesine gideceğim
Hem o bizim oralı
Hem de sensen dört yaşında
Büyük dedemi de tanıyormuş
Hem balık tutuyorlarmış
Deniz pis değilmiş
..
En Yeni Karadeniz Şiirleri
Bozuldu dünyanın tadı
Sen gideli sen gideli
Zalimler oynatır atı
Sen gideli sen gideli
Akdeniz'im ağlar durur
Karadeniz çağlar durur
..
ARTVİN ŞİİR ŞÖLENİ MUHTEŞEMDİ !..
Artvin "7 Bölge 7 İklim Şiir Şöleni'"nin ikincisi yapıldı. Şölene Yozgat 'tan biz de davetliydik. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Trabzon'a ulaştık. Artvin belediyesinin tahsis ettiği bir otobüsle yolumuza devam ettik. Karadeniz kıyıları boyunca uzanan deniz ve yemyeşil arazinin güzelliği bizleri bölgeye hayran bıraktı.
Yemyeşil bir manzara içinde otobüsümüz Artvin'e doğru ilerliyordu. Yüce dağları, eşsiz yeşilliği ve hırçın vadileri delip geçen tüneller gözlerimizi kamaştırıyordu. Bölgenin güzelliği insanı kendisine hayran bırakıyor. Çoruh Nehrine kurulan baraj doğal güzelliğe kılıç gibi çekilmiş. Vadi boyunca uzanan yollar kıvrım kıvrım uzanıyor ve bu güzellik saklı bir cenneti andırıyor.
Üst üste binmiş gibi muhteşem bir manzara oluşturan Artvin evleri sahile akseden bir inciyi andırıyor. Gelen şair dostlarımızla tanışıp öğretmenevinde toplanıyoruz. Akşam yemeği için buradan Kafkasör Yaylasına çıkıyoruz. Boğa güreşlerinin de yapıldığı yayla orman içi doğa harikasını gibi; Güzelliği, yeşilliği ve serin havasıyla insanı adeta büyülüyor hayran bırakıyor.
Akşam yemeği Kafkasör Yayla evinde hazırlanmış. Yemeğe Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe de katıldı. Burada kısa bir şiir dinletisiyle tanışıyor kaynaşıyoruz. Dinletiye belediye başkan yardımcısıyla Sosyal Aile ve politikalar Bakanlığı Genel Müdürü de iştirak ediyor. Genel müdür şairleri Adapazarı'na davet ederek bizim de misafirimiz olun diyor. Arkadaşlarımız kitaplarını hediye ediyorlar; yöneticilerle kaynaşmaya çalışıyorlar.
Şiir şöleni ertesi gün Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezinde gerçekleştiriliyor. Salon güzel hazırlanmış, şair arkadaşların slaytları hazırlanarak güzel bir hazırlık yapılmış. Yani işi ciddiye almışlar ve şehrin tanıtımına katkı sağlayacağına inanmışlar. Artvin Valiliği, Artvin Belediye Başkanlığı, Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 08 Kültür ve Turizm Derneği sırt sırta vermiş bu güzel programa katkı sağlamışlar. Dernek başkanı ve Artvinli Şair Gül'den Taş şölenin organizesini üstlenmiş ikinci kez halkın karşısına çıkıyor.
Artvin 7 Bölge 7 İklim Şiir Şöleni'nin ikincisi gerçekleştiriliyor. Şölen güzel ve takdire şayan hazırlanmış. 21 ilden 24 şair şiirini seslendirerek Artvin halkının gönüllerine hitap ettiler. Şiir Programını TRT program yapımcısı ve sunucu Zeynep Köşker ile yöre sanatçısı Oktay Köse birlikte sundular.
..
Yıl 1999,aylardan Ağustos,bu gece izinimin üçüncü,canlı canlı yaşadığımız depremin ise ikinci gecesi.. ! İşim dolayısı ile dört yıl gibi hayli uzun bir aradan sonra izin için geldiğim Adapazarı’nda, şehir stadının arkasındaki evimizin hemen ilerisinde,biraderimle beraber çimenler üzerine iğreti olarak alel acele kurduğumuz barakanın yanıbaşında arbanın içerisindeyiz..
Ve biz an itibarıyla tek iletişim aracımız olan arabanın radyosundan deprem sonrası gelişmeleri pür dikkat ve korkuyla dinliyoruz..!
Bizler yaşıyor olmakla, ölmüş olmak arasında karar vermekte bocalayan,genelde beyinleri dumura uğramış,şoklar içindeki cadde sakinleriyiz.Allah’a şükürler olsunki,kısacık şirin sokağımızda yıkılan bir ev yok,tüm cadde sakinleri blokların önünde ki boşluklara kimi çadır kurmuş,kimi bizim yaptığımız gibi baraka yapmış,uykusuz, korku ve telaş içinde öylece bekleşiyoruz..!
Depremin olduğu neredeyse 24 saat oluyor,artcılar 4.5-5 şiddetinde aralıksız devam ediyor,hepimiz beşiklerdeki çocuklar gibi sallanıyoruz.Bastığımız toprak sanki ayağımızın altından devamlı kayıyor,boş gözlerle bir birimize bakıp,beynimiz ise; karamsarlık içinde uçsuz bucaksız bir boşluğun derinliklerinde öylece başı boş dolaşıyor..!
Binlerce yıkıntının olduğu,molozlar arasından iniltilerin, yardım isteyen feryadların yükseldiği böyle bir Cehennem ortamında hala yaşıyor olsak ta,yine de buradan sağ salim çıkabileceğimize hiç birimiz inanamıyoruz.Arşiv filmlerini seyrettiğim 2’nci dünya harbinde bile böylesine harap olmuş yıkıntılar içinde bir şehir ortamı görmemiştim..!
Haber aralarında anonslar yapılıyor,insanlar sakin ve soğuk kanlı olmaya davet ediliyor..Kimsenin kulaktan dolma rivayetlere kulak asmamasını,gerçek bilgilerin yetkili ağızlardan radyo ve Tv. aracılığıyla verileceği ısrarla sık sık tekrarlanıyor.. Haberden biraz önce çarşıdan gelen yan komşu,şehir merkezinde insanların çok büyük telaş içinde hareket halinde olduğunu,herkes karanlığa,yolların kapalı,köprülerin yıkık olduğuna aldırmadan tarla yollarından şehir dışına,yüksek yerlere doğru kaçtıklarını,sebep olarakta "Yuvacık" barajının duvarlarının çatladığını,yıkılmak üzere olduğunu,Sakarya nehrinin de sularının 1,5 metre yüksekliğe ulaştığını,böyle giderse şehir sular altında kalacağını herkesin boğlacağını söyledi..! Arka koltkta oturan biraderim,"Abi,senin bana çok hakkın geçti,hakkını helal et,biz nasıl olsa buradan sağ çıkamıyacağız" demesi,ister istemez benimde moralimi sıfıra indirdi..
..
Ne de güzeldir sabahın aydınlığı, sabah güneşinin ışıklarını dünyamızın üzerine salması... Ah o güneş, ah o aydınlık, hem dünyamızı, hem ruhumuzu, hem de bedenimizi ısıtır... Aydınlık bir gün, pırıl pırıl gökte parlayan sevimli bir güneş, moral de oluyor insana sabah sabah. Hele bir de kalkıp kıldı iseniz sabah namazını, değmesinler keyfinize... Hafif de camları açıp odanıza, yüreğinize baharın ve yazın güzellikleri doldu mu, daha ne ister insan?
Bir coğrafyada doğarken güneş, başka değişik bir coğrafyada da batıyor haliyle, dünya güneş etrafında döndüğünden. Her doğan güneş, her yeni gün, yeni bir güzellik, yeni bir umut olsun hepimize... Belki bu gün kimse bir töre cinayetine kurban gitmez. Belki bu gün hiç kimse trafikte birbirine küfür etmez, gözlerini karartmaz... Belki bu gün bomba, silah üreten fabrikaların patronlarının ruhunda derin yaralar açılmıştır, çocukların, kadınların televizyonlarda parçalanmış cesetlerini görünce...
Öyle dört dörtlük yerleşmiştir ki güneş gök yüzüne, tam da olması gereken yerde durur. Hatta bilim adamları güneşin dünyaya bir milim yakınlaşması veya bir milim uzaklaşmasının dünya da büyük bir felakete yol açacağını bile iddia etmektedirler...
..
''İstanbul Zeytinburnu'nda Bilgi Evleri'nde üretilen robot şınav, mekik çekiyor, takla atıyor, futbol oynuyor. Türkçe konuşup, dans eden robot oynadığı zeybek ile görenleri şaşırtıyor.'' BASINDAN
Bize, hem de Ege Yöresine has bir oyun zeybek tabi ki... Ya da şöyle söylemem lazım. Bize, ege yöresine has bir oyundu, şimdilerde robotlarda oynuyor demeli belki de... Müzik eşliğinde gayet de güzel zeybek oynuyor robotumuz. O değil de şimdi bir de bunların seri üretimini yapıp da hepsine birden toplu zeybek oynatırlar ise robotlardan kurulu bir folklor ekibimiz olur. İnsan çalar robot oynar da diyebiliriz. İtiraz eder mi robotlar yoksa çalgıcılarda robot olmazsa vallahi de billahi de oynamayız diye...
..



