Çırpınırken Karadeniz çok hırçın
Gidiyordu Bandırmayla bir bıçkın
Sarı saçlı mavi gözlü dehanın
Düşüncesi ışık saçıp güç verdi
Zorda olsa Samsunada ulaştı
Vapur geldi limanına yanaştı
..
I.
Kaynatır kanımızı, hor görmeyin horonu
Karadeniz uşağı üç öğün oynar onu
Horon yaşam tarzımız, enerji verir bize
Oturur Akçaabat, ayağa kalkar Rize
Horon bize panzehir, uzar gider halkası
..
Mesela bir akşam üstü düşün;
Hani yerde Anadolu kavağının tepesi olsun. Çarşaf gibi denize kanını akıtsın güneş. Karadeniz e açılan o kapıdan içeri gelin gibi nazlı bir gemi girsin. Hava dolsun ciğerlerimizin içine. Ellerini tutayım utangaç. Utandığımı avuçlarına avuçlarım söylesin ter alfabesiyle. Sen usulca koy başını omzuma, ben bir zahmet öleyim sevinçten. Sonra ilk orada söyleyeyim sana sevginin ne anlama geldiğini. Sımsıcak doğa sarsın hücre köklerimizi.
Mesela bir sabah düşün,
Yerde Emirgan sahilinde bir bank olsun. Hani o sakin emirgan sabahlarından biri. İnsanlar daha akın etmemiş. Deniz mavi değil lacivert. Sabah fırından aldığımız o sıcacık ekmeği birbirimizin parmak uçlarına üfleyerek katıksız yemişiz. Sonra sen bankın ucuna oturmuşsun ben uzanmışım dizini yastık yaparak. Hayal kurmuşuz midemize yapışan hamurun ağrısında. Güzel şeyler konuşmuşuz. Sonra öpecek olmuşum seni, sen kaçırmışsın yüzünü menzilimden.
..
Kıyıya paralel uzanır ya
O yemyeşil dağların
Al koynuna çıldırasıya
Savur beni darmadağın
Senin komşun yok mu?
Hani şu kirli Marmara
..
Ah yarim ah Karadeniz'im
kâh uslu kâh sevecen kâh deli
ah gönlümün ferahlığı güzel memleketim...
Kim mahvetti senin kıyılarını böyle
kendi elleri ile
kendini ateşe atan ey insanoğlu
..
Gecede ışıldayan bir titreme sancısı gözlerin
Islak ıslak giyilen bir gömlek ürpertisi ayazda,
İnadına bir ıslık telaşı bahar sabahına gizlenmiş,
Ve
Sonu gelmez bir sevda tılsımı aynalardan yansıyan...
Cem Karadeniz
..
Karadeniz misali eser gürler yagarım
Sana olmaz zararım
Takılma sen
Umuruma olmaz kimse
Bana ne kimseden
Ben sadece beni bilirim
Benim kendime zararım bilesin
..
Karadeniz hırçın, hoyrat
Yüreğim yaralı
Ellerim boş
Fırtına vadisi deli
Yeşiller umudum
Mavilikler hüznüm
Yalnızlığım zigana
..
Seni seyrediyorum sonsuzluk rıhtımında!
Dalga dalga saçların salınıyor rüzgarla,
Karadeniz kıyılarında…
Gün kızıllığında dudağını boyuyorum,
İnci taneciklerinden dişlerin,
Ve gökten yıldızları indiriyorum gözlerine
Seni hala ilk gün gibi
..
Deniz ne öfkelisin
martılar uçarken seyri sefa üstünde
sen ne heybetlisin
deniz engin sonsuzluğun ihtişamında
sen ne görkemlisin
her şey sende gizli ne gizemlisin
deniz,yollarını gözlediğim
..
Mavi gözler benim için bir deniz
Denizden de dalgalı güzel gözleriniz.
İpek gibi saçlarınızla,
Pembe pembe yanaklarınızla,
Boyasız, parlak dudaklarınızla
Sizi çılgın gibi sevdiğimi bilmelisiniz.
..
Bir ayrılık sancısıyla gürledi gök
Gözyaşlarıyla karışmış fırtına sel
Özlem yıllarda kurumuş kök
Ne olur yetti artık gel
Deniz pırıltısı üstünde ay gözlerin
Bir sonsuza hüküm, hatta dolu
..
Demlendi yine yürek
Yudum, yudum kanacak
Sevdalı kapısı çok
Bilmem kimi çalacak
Özledim ben o yâri
Niye arayıp sormaz
Hiç bilmez mi yüreği
Onsuz bu kalp olamaz
Bir ışık aldım senden
Bir de aldım güneşten
Bir yürek vardı bende
Onu da bırakmışım sende
Ver bana düşlerimi
Ve de seveyim seni
Gözlerim Karadeniz
Her gün taşarım seni
Üçü beşi aranmaz
Yürek sevdalı ise
Hiç bir işe yaramaz
Eğer yalancı ise
Gömülü kaldı yürek
Karadeniz dibine
Bir ışık çakacağım
Lazların o gülüne
Akmaz olsun dolansın
Dere boyunu kavak
Sever de ayrılırsan
Sevdalık olur bayat
Zennehar yılmaz
27.05.2012 18:51:37
..
toprak kokusuna hasret yüreklere
yağan yaz yağmuru gibisin...
sakin yağarsan bir ömür boyu mutluluksun...
neden sonra hırçınlaşırsın karadeniz gibi?
ne bir bend bırakırsın önünde ne bir yaprak
göçmen kuşların yüreğine ilk korkuyu düşürürsün...
kimi geri göçer sina'ya kimi kanatlarını daha sert çırpar
..
Üzerinde otlar yeşerebilen
Gri-siyah kayalar yalnızlığa alışık
Selamsız sabahsız geçip giden gemiler
Deniz kuşlarının umurunda değil
Yuttuğumuz sudaki tuz
Bir kaç damla huzurdu aslında
..
Bir Sonbahar sabahı kararan Yoroz'a akıtır gözyaşlarını yüreğim.
Bacalardan çıkan o isli dumanlar nasıl örtüyorsa memleketimi,işte öyle zifiri bir matem kaplıyor yüreğimi.
Mavidir oysa denizim ve alabildiğine yeşilin her tonunu alır koynuna dağlarım.
Ben bu coğrafyada doğdum,sevdam da kavgam da Karadeniz kokar ve yakışmaz memleketime matem bilirim.
Bir Sonbahar sabahı kararan Yoroz'a akıtır gözyaşlarını yüreğim.İşte bu yüzden fırtınaya açıktır ve karadır denizim.
Bu Sonbahar'da sarı bir yaprak bırakıp gitti yüreğime.
Sorgulamadım,aldım bastım bağrıma ve aktık birlikte Karadeniz'e.
..
Her sabah güneşle doğarsın.
Yağmurla yağarsın her akşam.
Gözü yaşlı şehir Samsun.
Ağır başlı şehir Samsun.
Gökyüzü ayaklarına serilmiş.
..
Takalar,kol kola dalgalarla,
Nasırlı eller,çeker ağları…
Ağ tamir ederler kumsallarda,
Balıklar,çağırır martıları…
Kemençe eşlik eder onlara,
Oynar,Karadeniz balıkları…
..
Anlat Karadeniz derdini anlat
Çağlayıp çağlayıp durduğun yeter
Artık şu matemi üzerinden at
Kendini boş yere yorduğun yeter
Adın gibi gözün kara bilinir
Öfken ile nice izler silinir
..
Mayıs'a çeyrek kala, Nisan'ın son günleri
Bir karanlık örterken, günahlardan her yeri
Çıktım seyredalışa, gülüşünden mehtabı
İnmemiş ayet gibi gökte duran kitabı
Elif elif yükselip, gözlerim yıldızları
..