Güneşin yeni doğduğunu sana haber veriyorum
Yağmurun hafifliğini toprağın ağırlığını
Ve bütün varlığımla kara yılan seni çağırıyorum
Seni çağırıyorum parmaklarımdan süt içmeğe
Pamuğun ağırlığını yapan dağın hafifliğini
Sana haber veriyorum yeni doğduğunu güneşin
Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
Devamını Oku
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış




Şairimiz bu şiirinde, hayatındaki en önemli noktaya parmak basıyor.Belli bir döneme kadar mecazi manada kör yaşadığını,Güneşin yeni doğuşuyla her şeyin yeni başladığını vurgulumaya çalışıyor.Ve bu vurgusunda karayılan diye hitab ettiği ise kendi nefsi sanırsam.Yani şimdiye kadar mugda ile beslendin, bundan böyle sütle beslenmeye ne dersin,çünki süt gıdanın en özümsenmiş saf ve duru halidir,yani sünneti seniyeye ve Kurana göre yaşamak,.Ayrıca şairimiz çok büyük bir tevazu örneği sergiliyor burada,,günahlarım kadar ömrüm vardır derken.Hani bir söz vardır,işlediğin günahları nefsinden hayırları ise Allahtan bilme diye.Yani koskoca ömrü irdelediğimizde, sadece yaşadığımız günahlar kadarı bize kalıyor.Ayni zamanda ilahi aşkın tezahürü olan bu şirine, afaki yorumlar yapmak zannımca şaire ve şiirine haksızlık olur.Kısacası burada nefsi terbiye ve nefsini hak yoluna davet var,Tabi buda benim yorumum siz nasıl düşünürsünüz bilemem.,
Bu güzel ve anlamlı şiir için,şairi ve seçici kurulu kutluyorum.
Mehmet Bey...karayılan veya yılan efsaneleri- ki avrasya ve iran coğrafyasında en meşhuru şahmarandır- eski yunan mitolojilerinden çin mitolojilerine kadar yer tutar...
Yılan bir metafor bir eğretime bir istiare olarak şiirde yer alır...Bilindiği üzere nazım hikmetin kuvva i milliyesi ilk babı antepli halk kahramanı karayılanı hem ulusalcı hem de köylü realizmini ele alacak şekilde bir nevi ince memed te yapıldığı şekilde bir deforme veya reforme edilerek eğretilenmişir..
nazım dönemi şairleri (mesela Tevfik fikretin balıkçıları mehmet akifin küfe ve bir çok şiiri necip fazılın zeybeğim ve bazı şiirleri metafor yoluyla tahkiyeyi esas almışlardır.. Sonrasında orhan veli takipçilerinde de yine tahkiye yoluyla bir nevi hikayeleştirerek realist semboller seçilmiştir...sanatta gerçekçilikten ne kadar söz etsekte kendi oluşturduğu atmosfer içine çekerek bir eğretileme yapıldğı muhakkaktır daha sonrasında ikinci yeni şairleri tahkiyeden kaçınmışlar şiiri seçilen destansı anlatkan ve akıl kokan ögelerden arındırarak şairin bilinç altındaki simgesel karşılığı kadar bir değerle ele almışlardır...sürrealizmin bilinçaltı akımı olarak söylenmesi ve freudun rüya analizleriyle bağlantılanması da bundandır..
Şu olabilir...siyasalda okuyan sezai karakoçun elbette antepli karayılandan haberi vardır.. cumhuriyetin varoluş evresine dair üniversite hocalarınca ele alınan bu kahramandan da nazım hikmetin antepli kahraman karayılan tahkiyesinden de haberi vardır...
Ancak bu şiirdeki metaforun islami egzistans metinleri ( islamcı varoluşculuk diyalektiği ) içinde önemli bir öge olan yılan ögesine dayalı olduğunu düşünmek daha akıllıca geliyor bana..Nazım hikmet şiirini esas alarak yazılmış bir nazire , bir telmih taşıdığını sanmıyorum..
esasen onun islamcı egzistansiyalizmin diyalektiği niteliğindeki ''yitik Cennet'' isimli eserinde yılan şu şekilde bir parametre olarak yer alır..
Karakoç, insanın Cennet’ten yeryüzüne indirilme sebeplerinden biri olan şeytanı, “Yitik Cennet”te, “Eski Ahit”ten ilhamla Cennet’in kapısında bekleyen, pırıl pırıl pullarına, alev gözlerine rağmen hakikatte küçük bir cehennem olan ‘yılan’ şeklinde tasvir eder.
Yılan ve süt arasındaki eski yunan mitolojisinin sembollerinin zaten diyar ı rum olarak anılan anadoluda da bilinmesi ve bu sütü emziren ise güneyli bir çocuk olması elbette çağrışmlar yaptırıyor..O dönem için kuzeyli oluşun sovyet rus rejimini canlandıran bir yanı vardır..şifanın kuzeyde olmadığını vurgulaması manidardır..ayrıca büyük doğu ekolünden gelen ve şiirlerinde şark'ı ve medeniyetini , batıya karşı savunan sezai karakoçun güneyi tercih etmesinin hem islamın güneyden gelişine hem kendisinin güneyli ve doğulu oluşuna dair bir yakınlaşma bağı kurabiliriz..
Sonuç itibarıyla bu şiirdeki karayılan ile , fransızlara karşı çarpışan karayılanın bir somutluk çizgisinde buluştuğu neticesine varamıyorum
Saygılarımla...
Seçici kurula yürekten teşekkür ediyorum...İşte Şair,işte SEZAİ KARAKOÇ....Kutlarım hocamı ...Mevlana diyarından selam olsun tüm kardeşlerime.....Saygılarımla...
Hasan Bey Kara Yılan 'dan kasıt,Antep kahramanı Karayılan mı?
Bu konuda bilginiz var mı?
Selamlar.
Zamana dayanıklılık testi, bir edebi eser için en önemli testlerden birisi olsa gerek..Tam 35 yıl önce okuduğum bir şiir..Hâlâ yepyeni...Hâlâ taptaze...Taa yürekten tebriklerimle...
Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
Kara yılan süt içmeye gelmez gelse gelse zehirini kusmaya gelir be hocam.Selam.
Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
bu sevda öyle bildiğimiz sevda değil.Ölümü özleyen sevda bu.Büyük kavuşmaının aşkıyla yanan bir sevda...Çok güzel....
bende aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum be hocam
Bu şiir ile ilgili 20 tane yorum bulunmakta