Bir defter açıldı, adı dünyadır,
İçinde kul ağlar, beyler uyurmuş.
Bir mühür basıldı alnıma benim,
Yazıyı yazan da kendin sanırmış.
Toprağa sordum: “Ben kimim ana?”
Dedi: “Gelen sensin, giden de sensin.”
Göğe el uzattım, gök geri durdu,
Dedi: “Benim değil, beden de sensin.”
Bir deri giydirdiler çıplak canıma,
Dediler: “Bu sensin, bunu taşı sen.”
Ben deriyi yırttım, içinden baktım,
Gördüm ki içimde dünya mahşerlen.
Kimi altın sayar, kimi can sayar,
Kimi kulun ahın pazara koyar.
Zalimin duası minbere çıkar,
Mazlumun kanını mezara koyar.
Ey beyaz gömlekli kara niyetli,
Senin de defterin açılır bir gün.
Kürsüde adalet satan efendi,
Aynaya bakarsın, parçalanır gün.
Bir çocuk vurulur, dünya susarsa,
Taş dile gelir de insan utanmaz.
Bir ana ağlarsa yerin altında,
Kıyamet kopar da kimse inanmaz.
Ben gördüm: cellatlar abdest alırlar,
Kılıcı öperek secdeye varır.
Ben gördüm: hırsızlar kanun yazar da,
Yetimin hakkını “düzen” diye çalar.
Bir el var, deftere isimler dizer,
Kimine “yok” der de kimine “var” der.
Kayda girmeyenin sesi duyulmaz,
Yaşarken mezara konulmuş kadar der.
Ben o yok sayılan adların kuluyum,
Sokakta üşüyen nefes benimdir.
Kapısı mühürlü evlerin içi,
Karanlık değilse güneş benimdir.
Dilimde pas tutmuş bir eski türkü,
Göğsümde çatlamış bir kızıl nar var.
Ben sustukça çoğalır karanlıkları,
Ben konuştukça yerde yangınlar var.
Dediler: “Eğil de düzen yürüsün.”
Dedim: “Düzen dediğin kimin tabutu?”
Dediler: “Susarsan herkes huzurlu.”
Dedim: “Susmak mıdır halkın kanıtı?”
Beni bir sicile yazmak isterler,
“Şu kadar insandır, şu kadar kuldur.”
Ben kayda sığmayan yaralı sesim,
Adım sorulursa: yanan akıldır.
Ne padişah bildim ne de taht bildim,
Ne tacın gölgesi gönlüme düştü.
Bir garip lokmanın duası bana,
Bin saray kapısından daha ulu düştü.
Ey insan! Kendini kendinden sor sen,
Kim verdi boynuna görünmez ipi?
Korku bir devlettir, kalbinde kurulur,
Yıktığın gün başlar hakikat tipi.
Ben Kemter Abdal’ım, kem sözüm yoktur,
Sözüm çıra gibi gecede yanar.
Beni öldürseler bir sabah vakti,
Adım yetimlerin ağzında kanar.
Bir gün bu defterler ateş alacak,
Mühürler eriyip suya dönecek.
Kim insanı kayda mahkûm eylediyse,
Kendi kaydında mahkûm ölecek.
O gün ne bey kalır ne kırık taçlar,
Ne sahte beratlar, ne kirli berat.
Bir tek şu söz kalır göğün altında:
Kulun hakkı varsa, susmak ihanettir.
Benim dinim budur, benim yolum bu:
Açın sofrasında hak lokma olmak.
Zalimin gözünde kara bir ayna,
Mazlumun dilinde son nefes olmak.
Kara defter kapanmaz, sanma kapanır,
Her ah bir yapraktır, rüzgârda döner.
Kim ki insanlığı kayda gömerse,
Bir gün kendi adı hiçliğe gömer.
Kemter der ki: sözüm taşlara kalsın,
Suya kalsın, küle kalsın, yele kalsın.
Ben geçerim ama bu nefes geçmez,
Bir mazlum ağlarsa, dilime gelsin.
Kayıt Tarihi : 19.06.2026 16:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!