Ben, bu hüzün haritasında kimliksiz bir gölge,
Ben, gecesi yüzünden okunan o Kara Çocuk.
Yıllar yılı bir zemheri ayazında kalmışım,
Ne evlere sığmışım, ne şehirlere...
Sonra sen düştün ufkuma, göğün en cömert muştusu gibi,
Ve ben o gün inandım Leylâ:
Meğer kader, gayrete sevdalıymış.
Biliyorum...
Sevmek bir nümayiş değildir, çarşı pazar gürültüsü hiç değil.
Sevda dediğin;
Önüne dağlar devrilse de yolunu bulan bir ırmaktır.
Dudaklarımı mühürlesem ne çıkar?
Sükûtun da bir dili var, ihtilal eder adama!
Aşk; saklamaya çalıştıkça kirpiklerimden sızan o mukaddes sırdır.
Göze sokulan değil;
Gözden taşan, zapt edilemez bir huzurdur.
Tesadüf sanma bu yangını,
Öylesine esip geçen bir rüzgâr değil bu.
Sen, avuçlarımda biriken duaların "âmin" denmiş suretisin.
Çorak tarlamın bereketi, soframın tuzu...
Sen bana Mevlâ’nın;
"Kulum, artık mahzun olma" deme biçimisin.
Bir Çalıkuşu ürkekliğiyle konduğunda virane dalıma,
Anladım ki sevilmek;
Kanayan bir yaranın kabuk bağlaması kadar aziz,
Ve gurbetten sılaya dönmek kadar emniyetliymiş.
Karanlığımı boğan Dolunay;
Yıkılmaz kalem, en mahrem sığınağım...
Varlığınla onardın beni,
Enkazımdan bir saray kurdun.
Ben sana dünyalık meta getiremem,
Getirsem getirsem, ellerimin nasırını, alnımın terini getiririm.
Çünkü en asil hediye;
Süslü kâğıtlar, boyalı kutular değil,
Bir canın yarasına "merhem" olmaktır.
Düşmeden tutabilmek,
Susarken duyabilmek,
Yanındayken bile hasretle üşümektir.
Aşk emekle yoğrulur Leylâ;
İlmek ilmek, sabırla, inançla...
Kaldır başını da bak eserine:
O Kara Çocuk, senin aydınlığında yıkadı makûs talihini.
Ben şifayı sende buldum, o tarifsiz huzuru sende...
Artık saklamıyorum, saklayamıyorum.
Seni sevmek;
Benim bu dünyadaki en büyük iyiliğimdir.
Kayıt Tarihi : 14.1.2026 21:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!