Her karın altında bir çiçek bekler,
üşüyerek, susarak…
Her yağmurdan sonra bir güneş doğar,
ama her doğuş, biraz eksik.
İlkbaharın şarkısını en çok toprak duyar,
gömülen ne varsa, ona fısıldar.
Güneş gülümsediğinde,
meltem kederle esermiş;
çünkü sıcaklık,
karın yasını tutmaz.
Aşkın berfini güneş yakarmış,
kendi küllerinde dönerken.
Yürek, ürkek bir ceylan gibi meler,
sesini kimse duymaz.
Yapraklar kahverengiye dönmeden önce
bir vedayı fısıldar dallar.
Pencerende eski bir sonbahar türküsü,
yeniden başlar — bitmeyen bir kayıt gibi.
Yayıla yayıla dökülür hüzün,
ağaçlar bile unutur kendini.
Çıplak kalır orman.
Rüzgârda savrulan her dal,
bir liman arar ama bulamaz.
Beyaza bürünmek…
hazırlık değil, kabulleniştir.
Rüzgâr geçerken içimizden
yaralarla konuşur.
Alıp götürmez,
biraz daha derin kazır içimizi.
Soğuktur bedenim.
Gözbebeklerin…
bir adım geri duran sessizliktir
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 22:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!