Kapıya Eylül Astım Şiiri - Muharrem Abut

Muharrem Abut
320

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Kapıya Eylül Astım

Meğer benmişim
Havadaki oksijen,
Çaydaki şeker,
Yemeğin tuzu,
Etin baharatı.
Adım hiçbir yerde yazmıyormuş;
Ama dokunduğum şey
Kendine başka bir hâl buluyormuş.
Ben varken
Günün bir tarafı akşamı bekler,
Bir şarkı yarım kalmaz,
Bir yolun sonunda
Dönülecek bir yer bulunurmuş.
Siz bunu hayatın tabiatı sandınız.
Ben de sustum.
Bir cümlenin içinden çekildim,
Bir bakışın kıyısından,
Birbirimize değen o ince yerden.
Önce sesim azaldı.
Sonra gölgem.
Adım kaldı yalnızca.
Şimdi onu da ardımda bırakıyorum.
Bağışlamayın beni.
Yarım kalan sözlere dokunmayın.
Soğuyan çay soğusun.
Cevapsız soru kendi sessizliğinde kalsın.
Kendimi alıyorum bıraktığım yerden.
Bir avuç sabah,
Bir parça yol,
İçimde hâlâ yerini kaybetmemiş o küçük ışık.
Gerisini rüzgâra bırakıyorum.
Arkamdan gelen sesler
Önce uzağa,
Sonra aşağıya,
Sonra hiçliğe karışıyor.
Ben yürüyorum.
Bir yerden değil,
Bir zamandan çıkıyorum.
Ardımda bana benzeyen bir gölge giderek küçülüyor.
Dönüp bakmıyorum.
Çünkü önümde henüz adı konmamış bir sabah var.
Ve ben ilk kez,
Kendime yetişecek kadar geç kalmışken,
Yola çıkıyorum.
Arkamdan gelen ses
Önce sokağın öbür ucunda,
Sonra bir pencerenin arkasında,
Sonra yalnızca kulağımda ince bir uğultu.
Yürüyorum.
Ayak izlerim yağmur başlamadan önce biraz daha koyu.
Sonra onlar da silinecek.
Dönüp bakmıyorum.
Önümde henüz kimsenin adını koymadığı bir sabah açılıyor.
Kapıya bir Eylül asıyorum
Ve ben gidiyorum...

Muharrem Abut
Kayıt Tarihi : 3.09.2026 13:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!