sırlıdır kalbim gibi, hayat gibi sırlıdır
dipsiz derinliğinde eritir vakitleri
bilinmez kaç asırdır kaç yüzü ezber etmiş
tutup terse çevirmiş dokunduğu her yeri
karşısında dik durmak ne büyük maharetmiş
cüce suretler bilir dev gibi gösterdiği
siyah beyaz yüzleri gökkuşağına boyar
sathında kim ne bilsin kimlerin dudak izi
kulak verse anlayan kim bilir neler duyar
karanlığa gömülen ürpertili denizi
sonra müphem gölgeler yakasından düşmeyen
ve düşen çığlık çığlık hayatın kıyısından
durulmaz boz ırmaklar meçhul umman izinde
tedirgin kırık düşler bezirgan çarşısından
gün dönümü kaybolmuş esrarlı dehlizinde
dile gel anlat hadi nasıl pörsüdüğünü
her kıvrımıyla tel tel dökülen gençliğimin
en çok sükût yakışır şimdi bana ve sana
bu durum kanıtıdır aczimin, hiçliğimin
sessizce kulağıma ölüm fısıldasana
bakmak melâl yüzüne acıtıyor kalbimi
görüyorum bir kuşun içli sekeratını
tenimden iplik iplik bir şeyler çekiliyor
geçmeye çalışırken hayatın sıratını
bu eşik evet zorlu, bir yangın artığı kor
durma artık ve karart o müberra çehreni
kapat perdelerini ağırlaştı gözlerim
gösterme her kanayan kan kırmızı yaramı
sende kalsın bazen de, ne arar ne özlerim
yokuşunda eskiyen ökçesiz kunduramı
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 09:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!