Kapat gözlerini…
Bir bahar yarat imgelerinde.
Karakış olsun mevsim fırtına, tipi, kar…
Kızgın güneş, deniz ve kum,
Kumlarda sere-serpe sevdalılar…
Düş kurmak ne güzel,
Yaşamak, düşlerimiz kadar…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




yar ile cenneti yaşamaya çalışan üstadımı bu güzel şiirinden dolayı kutluyoruz.++
Çok güzeldi Hocam..kutluyorum şiirinizi
Hepimiz o düşlerimiz kadar varız...çok yürekten ve içten bir şiir okudum
Kaleminiz ve yürek sesiniz daim olsun
Kapat gözlerini güzellikleri hayal et diyen değerli abimi kutluyorum.
Gözlerini kapatınca kimi rüyalar alemine dalar, kimi yarınki işine, çocuklarına, borcuna, derdine...
Her zaman mümkün olmuyor öyle kumsalları, gökküşağını, ne bileyim baharı, yazı görmek rüyalarda.
Ninni tadında bir şiir olmuş, çok ama çok güzel olmuş, okurken uykum geldi inanın.
Tebrik ediyor, saygılar sunuyorum efendim.
insanın gözlerini kapatarak dünyanın bin bir türlü sorunlarından uzak kendince biir hayak kurarak br dünya yaratmak ve orada mutlu mesut kendisini cennette hissetmesi ne güüzel duygu talat hocam imgelr betimlemeler ustlıkla yerleşmiş gönül ükesine kutlarım ve saygılar sunarım
Yaşamak, düşlerimiz kadar…
hocam nutkum tutuldu inananın bu nasıl bir dizedir böyle..size şapka fırlatıyorum..sonsuz saygıalrımla...İşte şiir işte şair..
Haydi, kapat gözlerini
Hayal et bizim olmayan bir geleceği
Hep böyle el ele, göz göze
İster gerçek gibi, ister rüya
Ne en güzel hayal, ne de rüya
Gerçeğin yerini tutamaz nasıl olsa...
Alışılır belki, insan nelere alışmaz ki
Minicik mutluluklara, en çok da gözyaşlarına
Tutunmak istenilen her dal kırılmış
Terk edilen yaşamlar gibi tüm çiçekler solmuştur…
Say ki ne yolu, ne yolcusu olmayan
Gökyüzünün bile unuttuğu bir limansın
Kur bakalım en güzelinden
Nasıl hayal kuracaksan
Bütün ömrün aksın gözlerinin önünden
İçinde hiç mutlu öyküsü olmayan
Yaşanmışlıkları izlerken…
İstenir ki yaşamlar, hayal kadar güzel olsun
İstenir ki bütün güzellikler, hep sevmelerde buluşsun
Ne var ki gün gelir, tüm hayaller bir anda tuz buz olur
En aydınlık düşlerin finalleri bile karanlıklarda boğulur…
Şimdi kapat gözlerini, gene kur hayallerini
Kapat yüreğini ne kimseyi gör, ne bir sesi duy
İşte önüne serilmiş bohem bir hayat
Hayallerini de al yanına, gönlünce yaşat...
============================================
İşte böyle, gözlerin kapanmasını açımlamak öyle zor ki,
ama en güzeli güzel şeyler düşünmek ve öyle yaşamak sanki.
Hayalci olmadan, gerçeklerden kopmadan...
Ben buna insanın kendisini şımartması diyorum...
Emeğinize, yüreğinize sağlık sayın Talat SEMİZ...
Açıkçası kışın kanatlarına hızla sarılırken mevsim,
Akdeniz melteminin limon çiçeği kokulu nefesini hissettim..
Saygıyla...
konu bütünlüğü duygu yoğunluğu dolu en uygun ve yalın duru bir şekilde ustaca işlenmiş hariha bir şiir okudum kutluyorum
Gözlerini kapamak,başlı başına bir düş sanırım.Bütün zamanları topyekün yaşayabilmek.Mevsimleri ulamak birbirine ve doyasıya yaşamak.En güzeli ,düşlerde yaşamak.Kutlarım Talat Bey.Saygılar.
talat bey,
yeniden okumak güzeldi....yeniden kutlarım...
sevgi saygımla...
Bu şiir ile ilgili 24 tane yorum bulunmakta