Kapalı Zarf Şiiri - Onur Göknil

Onur Göknil
102

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Kapalı Zarf

Gece,

evin içine ters çevrilmiş bir ceviz kabuğu gibi kapanıyor.

Ben her akşam o kabuğun içinde

sesimi dizlerimin arasına alıp oturuyorum.

Kaburgalarımın arasında

bana ait olmayan ince bir parlaklık var.

Doktor görse kemik sanır,

şair görse susar.

Ben ikisini de yapamıyorum.

Lavaboya eğildiğimde

ayna yüzümü değil,

geride bıraktığım günlerin buğusunu tutuyor.

Diş fırçasının kılları arasında

küçük kışlar birikiyor.

Musluk kapandıktan sonra bile

tezgâhta uzun süre dolaşan bir serinlik kalıyor;

sanki su değil de

evden geç çıkan bir gölge.

Çocukken evimizde bir terazi vardı.

Bir kefesi durmadan aşağı çekilirdi.

Kimse içine bir şey koymazdı.

Annem mutfaktan geçerken bakışını kaçırır,

babam gazeteyi biraz daha açardı.

Ben o eğikliği seyrederek büyüdüm.

Sonradan anladım:

Bazı evlerde ağırlığın kendisi görünmez olur.

Babamın ceket cebinde paslı bir toplu iğne taşınırdı.

Bir gün parmağıma battı.

Kan çıkmadı.

Yalnızca içimde uzun, dar bir koridor açıldı.

O koridorda hâlâ yürürüm bazen;

duvarlarında takvim yaprakları değil,

yarım bırakılmış nefesler asılıdır.

Annem cam silerken

güneş pencereye yaklaşır,

içeri girmekten vazgeçerdi.

Cam parladıkça odadaki eşyanın sesi kısılırdı.

Ben ışığın da bazen geri çekilebildiğini

o sessiz parıltıda öğrendim.

İçimde yaşayan burukluk

denize benzemez.

Daha çok,

yıllardır açılmamış bir çekmecede unutulan

kurumuş bir mürekkep hokkasına benzer.

Kalbim her attığında

içeride görünmeyen bir kalem

tek bir harfi yeniden dener.

Geçen gece uyandım.

Boğazımda bir düğüm vardı.

Su içtim.

Geçmedi.

Aynaya baktım;

düğüm boğazımda değil,

söylenmeden yıllarca beklemiş bir cümlenin içindeydi.

Sonra daha tuhaf bir şey oldu.

Kaburgalarımın arasındaki o parlaklık

karanlıkta çoğalmaya başladı.

Kırık yerlerinden.

İlk kez gördüm:

Acı yalnız kesmez;

bazı yüzleri görünür kılar.

Kendi yüzüm de dâhil.

O anda çocukluğum geri geldi.

Kömürü çoktan bitmiş küçük bir soba gibi.

İçinde ateş yoktu,

ama külün altında hâlâ ince bir ısı dolaşıyordu.

Elimi uzattım.

Yanmadım.

Sadece yıllardır aynı yerde üşüdüğümü fark ettim.

Şimdi sokakta yürürken

kimse içimde iki ayrı zaman taşıdığımı bilmiyor.

Biri saatlerin ilerlediği zaman,

öteki hiç akşam olmayan soluk bir öğleden sonra.

Ben çoğu kez ikincisinde yürüyorum.

Bu yüzden bazı insanlar yüzüme bakınca

adını koyamadıkları bir gölge görüyor.

Ve sonunda şunu anladım:

İnsanın içindeki burukluk yara değildir.

Yara kabuk bağlar.

Bu daha çok,

yanlış adrese gönderilmiş bir mektubun

yıllarca aynı çekmecede beklemesine benzer.

Kâğıt sararır,

mürekkep içe çekilir,

zarf hafifler.

Ama geceleri göğsümü dinlediğimde

kalbimin sesinden önce

o kapalı zarfın yavaşça yer değiştirdiğini duyuyorum.

Sanki biri,

karanlıkta,

henüz okunmamış bir hayatı

usulca başka bir çekmeceye kaldırıyor.

Onur Göknil
Kayıt Tarihi : 3.08.2026 01:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!