Dönüşüm içindeyiz; kaos içinde yıldızımız parlayıp sönüyor. Kendi batışımıza gönüllüydük bu denli batmadan önce. Şimdi her türlü sıradanlığa razıyız, duymamak için duyduğumuz ızdırabı. Dönüşüm sancılı geçiyor; gerçeğin gerçekliğinden ödün vermemiş haliyle bir insan neden kendi batışını istesin ki? Yeni bir benliğe başka tür ihtimal yok mu? Hiçbir zaman tamam olmadık; dibe vurmuşluğumuzu sezince anladık. Değildik zaten; içimizdeki kaos gitgide büyüyor. Buna öz şefkat, öz saygı göstermek mümkün değil. Yeni bir biz için daha ne kadar kendimizi aşağılamamız gerekiyor? Bu nasıl bir yücelmek, kendini aşağılayarak? Yaşam dolu tek hamle bu mu? Yükselmek için yeterince batmalı insan, sonra bunu yüceltmeli. Böyle buyurdu Zerdüşt kitabında: "Kendini aşağılamayan insan, en aşağılanası insandır." Der ki, kim kendine "tamam" derse, en eksik odur. Demek bu kaostan yıldızlara uzanan süreç, kendi batışını idrak ederek deneyimlemek; dönüşüm sürecinde kendi batışını kabul etmek, yükselmeyi, yücelmeyi kabul etmek aynı şey aslında. Herkesin dans eden bir yıldıza ihtiyacı var; kaosu ardında bırakabilmiş, yaşama sevinciyle refaha erebilmiş.
Sinan Bayram
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta