……Selahattin Amca ABD’ye gider. Şehir içinde gezerken kaldırımın 5 metre uzağından bir Amerikalı güler yüzüyle bir çiçek sunar. Adım başı merhaba, günaydın nezaket ifadeleriyle
harman olan Amerika insanının yaşam fantezisi olsa gerek.
……Vietnam’da. Nikaragua’da, Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’ de ve dolaylı olarak da Türkiye’ de insan kanı akıtan Amerika bu kanlarla suluyor çiçeklerini. Coni bir çiçek sunma fantezisini insan sevgisi ile mi sunuyor yoksa kan ile elde edilmiş refahın fantezisini mi?
……Bir emperyalist ülke olacaksın, Irak insanının cesetlerini toplu mezarlara koyup, petrol kaynaklarının güvenliğini sağlayacağım bahanesiyle petrolü taşıyacaksın ülkene. Bir milyon kişinin katili olacaksın yüzsüzlükle Ermeni katliamını kabul edeceksin, senin katliamlarını hiçbir parlemento, senato kınamayacaksın; zengin olacaksın çok zengin. Eğitimini refahını üst dereceye yükselteceksin. Yemekten, içmekten, gezmekten sıkılacaksın kan ile elde ettiğin refahla yetiştirdiğin çiçeği Selahattin Amca’ya sunacaksın ve Selahattin Amca:
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kesilmis bir kol gibi
Omuz basimizdaydi boslugun
Hos geldin
Ayrilik uzun surdu
Ozledik..
Gozledik
Hos geldin
Biz biraktigin gibiyiz
Ustalastik biraz daha
Tasi kirmakta
Dostu dusmandan ayirmakta
Hos geldin
Yerin hazir
Hos geldin
Dinleyip diyecek cok
Fakat uzun soze vaktimiz yok
Yuruyelim..
nazim hikmet.
merhaba arkadaş yazın harika güzel yarı nesir yarı roman türü ama iyi bir saptama ama hepsine katılmayacagım nedenmi her amerikalı coni düşmanmı buna katılmıyorum hertürk adam mı katılmıyorum bizm de yobazımız onların da kan dökmek için sanki dünyaya gelmiş cellatları var bizim kürdümüzün cerkezimizin lazımızın efemizin yokmu bu halleri yokmuydu sizzzzzzzzzz bırakın şiir ve yazınızda insanların hepsini aynı kefeye koymaya da nasıl kardeşlik tohumları ekerde insan oldugumuz barış köprüsü nasıl atılır tüm dünyada ona bir yazı veya şiir yazda okuyalım saygılarla
ABD kendi pisliklerini görmüyor,dünyadaki gücünün yettiği ülkeleri oyuncak etmiş,gönlünce kirletiyor..
ve pisliklerini sahte gülüşünün ardında gizlemeye çalışıyor...
yiyen olursa...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta