Gönlünü kaptırmış bir vefâsıza, o âşık ateşi gül sanıyormuş.
Belki sükûn bulur kalbi diyerek, güzel adını her dem anıyormuş.
Saklasa kalbini görmesin diye, ondan başka kimse girmesin diye
Kilitleyip verse bile hediye, kalbin anahtarı var sanıyormuş.
Ankara, 24.02.2017
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Türüne az raslanır bir hece şiir, ben hececi değilim ama şiirin okunuşu kulağıma çok hoş geldi, dilerim beslenirde dinlemek nasib olur, emeğinize sağlık kutlarım saygılar...
Güzel bir denemeydi. Yadırgamadım. iki tane 6+5 lik dizenin bir dizeye anlamı bozmadan sıralanışı. Pek de kolay değil sanırım.
Her kalbin elbet anahtarı vardır. Ancak hak edene verilir elbette. Beğeniyle okudum.Nice güzel denemelere Yılmaz bey. Bu konulardaki araştırmalarınızda başarılar diliyorum.Saygılar.
Gerçekten de yine usta bir kalemin eseri,bestelenmeye aday,yine sıra dışı güzel bir şiir okudum.Kaleminize yüreğinize sağlık Değerli Yılmaz Bey Üstadım..Yürekten kutluyor,selam ve saygılarımı iletiyorum..
22 hece ölçülü ilk şiirinizi kutlarım Yılmaz Bey..Oldukça başarılı bir çalışma.. Nicelerine inşallah..Saygı ve selamlarımla..
Kalbin anahtarını kaptırmış yine bülbül güle, kendini gönlü ile kaybeden bülbül............Ses uyumu ile harika bir dörtlük KUTLUYORUM YILMAZ BEY..SAYGILARIMLA... ++ant.
Şarkı dinler gibi ahenkli,akıcı bir şiir, çok beğendim. 11 hece ile iki kıtalı bir şiir de olabilir miydi? kural bozan bir durum mu olur bilemiyorum, sanki olmaz gibi geldi bana..başarılı bir çalışma..tebrik ediyorum Yılmaz bey.
Şiirin isterlerine girmek istemiyorum, zira başından sonuna kadar şiir yapısının her kuralına uygun, harika bir güfte olmuş, sadece besteleyecek bir ustasını arıyor bence, kutlarım. Selam ve saygılarımla esen kalın.
Bir tambur taksiminden sonra, klasik Türk sanat müziği topluluğundan, huzur veren bir şarkı dinliyorum şu anda... Emeğinize sağlık.
Şiirin teknik özellikleri bir yana güfte olup bestecilere gör kırpan nitelikte., akıcılığı-bütünlüğü-melodisi kendinde güzel bir çalışma...
Kutluyorum sayın Yılmaz Örmeci...
22 hece, dile kolay. Böylesi uzun mısralarda, bütünlüğü, duyguyu ve akıcılığı sağlamak, onu bir de nesrin etkisinden arındırmak zor iş.
Başarılmış mı? Evet bence başarılmış. Şiir etkisi güçlü, duygusu ve akıcılığı ile, bu bir şiir dedirtiyor bize. İki tane 11'li hece ölçüsü ile yazılmış dörtlük olabilirdi belki. Fakat Yılmaz Bey, yine ilklerin ve zorun peşinde.
Çabanızı takdirle karşılıyor, kutluyorum kaleminizi Yılmaz Örmeci Bey. Selam ve saygılarımla.
Bu şiir ile ilgili 15 tane yorum bulunmakta