Sizin evin salonu,
Ablana göre yüksek zemin evinizin salonu, birinci kat demez o pek, terslik olsun da…
Salonda taklitten rustik, sevimsiz bir vitrin.
Ne koyu ne açık kahve, canına yandığımın vitrininin rengi dahi aidiyetsiz.
Şöyle böyle beş yıl kadar önce o vitrinin rafında istifli fotoğraf albümlerini görüp, gizlice ve hızlıca karıştırmıştım.
Albümlerden birinde 70 model siyah-beyaz çocukluk fotoğrafların vardı.
Sen o sırada yedi adım çaprazımdaki odadaydın, çıkıp geleceksin diye kalbim ağzıma yapışmıştı.
Kaçak fotoğraf albümü karıştırıcısıydım beş dakikalığına.
Kaçak fotoğraf albümü karıştırıcısı.
Suça bakar mısın?
Düşünür müsün yüksek giriş! evinizdeki varlığımın zavallığını.
Dur neyse,
Fotoğrafta buğulu buğulu karşıya bakıyordun,
Annen el örgüsünden diz üstü şort giydirmişti sana…karnına haber vermeden düşen oğluna.
Toraman değildin, altın günlerinde anlatılacak sevimliliğin yoktu.
Kumralı baskın, sarı bir oğlandın.
İçim yırtılmıştı çocuk ellerinle karşılaşınca.
Salondan sonraki odada değilmişsin gibi özleyivermiştim kahve-sarı oğlanı, oğlanın masum minik ellerini.
Ki hala özlerim nasıl bir hikmetse, mutfakta fincanlara çay doldururken, bırakıp ellerine kaçasım gelir.
Minik olmasalar da, masumdur hala ellerin, kalbimin kömür sobası sıcaklığıdır…
Ayak seslerinle irkilip pür hız yerine koymuştum albümü.
Şimdi ne zaman size gelsem, ne zaman mutfağa, tuvalete, yan odaya gitsen parmaklarımın ucunda aynı suçu işlerim.
Her baktığımda bir cızırtı basar içimin odalarını.
Ahh… taa o zaman tutsaydım sarı oğlanım minicik ellerinden… yetişebilseydim.
Benim çocukluk fotoğraflarım renklidir diye mi oldu bütün bunlar?
Neyse ki bu küçük kız çocuğuna baktığında, kucağına alıp havaya hoplatasın var hâlâ.
Temmuz, 2012
Kayıt Tarihi : 26.9.2012 18:26:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!